| İstatistikler |
Toplam çevrim içi 1 Ziyaretçi 1 Kullanıcı 0 |
| Ülke Sayacı |
 |
|
Tarih, araştırma alanı olarak, insan kayıtlarına, yazılı ya da sözlü kaynaklara dayanır. Tarihi bilgi, geçmişteki olaylara ilişkin bilinenlerin, tarihe ilişkin güncel düşünce çerçevesiyle yorumlanmasıyla oluşur.Tarih sebep-sonuç ilişkisi içerir. Tarihi kaynaklar ve yöntem Tarihçiler araştırmalarında çok çeşitli kaynaklar kullanırlar. Bu kaynakların önem sırasına göre belirli bir hiyerarşi içinde sınıflanması ve yorumlanması tarihçinin temel çalışma yöntemidir. Kaynakların kullanımıTarih bilimi nesnel verilere, olgulara dayanan bir bilimdir, ancak nesnelliği bütünüyle yansıtması mümkün değildir. Tarihî çalışmaların birinci elden kaynaklara, arşiv belgelerine dayalı olması bu çalışmaların inceledikleri konu üzerine mutlak bilgi verdiği, son sözü söylediği anlamına gelmez. Bu durumun nedenleri kaynaklara bağlı (nesnel) ve tarihçiye bağlı nedenler olarak ikiye ayrılabilir: - Arşiv belgeleri her zaman güvenilir bir kaynak teşkil etmez; örneğin resmi kayıtların henüz kaleme alındıkları sırada gerçekten uzak bilgiler yansıtmaları olasıdır. Tarihçi bu olasılıkları da göz önünde bulundurarak kaynaklara karşı eleştirel bir yöntem izler.
- Kullanılacak olan belgelerin seçimi, sunuş şekli, tarih çalışmasının amacı, tarihçinin kişisel siyasi-ideolojik tercihleri, tarihçinin eser verdiği dönemin siyasi-ideolojik koşulları gibi çeşitli nedenler, tarih yorumlarına etki eder. Dolayısıyla aynı arşiv belgelerinden yola çıkılarak farklı tarih yorumlarına ulaşılması olasıdır
Tarih biliminin geçmişiTarih biliminin ilk yazılı kaynakları Sümerler daha sonra Mısır, Hitit, Çin ve Hint uygarlıklarındaki dini içerikli de olsa bir takım bilgilere sahip olan belgelerdir. Tarih yönteminin gelişmesine, eski Yunan uygarlığı'nda yaşayan Heredot ve Thukydides büyük katkılar yapmışlar. Bu anlayış Büyük Roma İmparatorluğu döneminde Polybos tarafından devam ettirilmiştir. Ayrıca Çin’de Pan ailesi (M.S. I. yy) ile Du’yun (732-812)'da tarih bilimine önemli katkılarda bulunmuşlarıdr. İslam'da tarih biliminde en büyük atılım Kur'an ile olmuştur. Kur'an'ı Kerim'deki kavimler, peygamberler v.s. hakkında bilgiler bulundurması ayrıca hadislerin toplanması işi tarih yazıcılığını geliştirmiştir. Avrupa'da Reform ve Rönesans ile birlikte filozofların bilimin yöntem, amaç ve kavramlar konusundaki fikirleri Tarih bilimini de etkilemiştir. Voltaire doğa bilimlerinde olduğu gibi tarih biliminde de yasaların olabileceğini söyler. |
INGILIZCEYI YA DA BIR YABANCI DILI OGRENMEK ICIN YAPMANIZ GEREKENLER
Bir önceki bölüm de asla ama asla kelime ezberlemeyin, ifadeleri kelime gruplarını çalışın demiştik. Eğer bir kelime öğrenmek istiyorsanız da bunu cümle kurarak ve kullanarak yapın, ama asla oturupta kelime ezberlemeyin demiştik.
Şimdiki kuralımız, asla ama asla gramer çalışmayın. Tüm grammer dilbilgisi kitaplarınızı ve defterlerinizi bir kenera bırakın.
Eğer ingilizceyi akıcı hızlı bir şekilde kullanmak istiyorsanız asla bunu dilbilgisi ile sağlayacağınızı düşünmeyin.
Mesela yeni konuşan çocuğunuzu ya da bir yakınınızı düşünün ve gözlemleyin. Konuşmayı sizce dil bilgisi kitaplarından mı öğreniyorlar?
Hiç sanmıyorum, dilbilgisi hayatınızda kaç defa lazım oldu ya da size bugüne kadar verilmiş dilbilgisi eğitimlerinin kaçtanesini hatırlıyorsunuz?
Yanlış anlaşılmasın, dilbigisi önemsizdir demiyorum. Ama önceliğiniz bir dil öğrenmek mi yoksa dilbilgisi öğrenmek mi?
Diyelim ki birini işe alacaksınız... Önünüzde iki aday kaldı ... 1 nci aday size şunu söylüyor ? Harika derecede ingilizce grammerim var (persent continuous tensi, present tensi vs vs ) iyi bir metin yazabilirim ama akıcı ingilizce konuşamıyorum o beni zorluyor. 2 nci aday da diyor ki akıcı ingilizce konusuyorum ama grammerim pek iyi değildir. Ancak iyi bir şekilde kendimi isteklerimi karşı tarafa ifade edebilirim
Siz hangisini işe alırdınız ?
Tabiki ikisine de sahip olmak harika bişi olacaktır. Bunu da başarabilirsiniz, ancak yabancı dili kullanmak hatta akıcı bir şekilde kullanmak öz güveninizi arttırır daha sonra dilbilgisi çalışabilirsiniz. Bunun sakıncası yok.. Sadece önceliklerin farkında olun. |
Microsoft, Windows Vista devrinden kalma Ultimate Ek Özellikleri olan Tinker ve Texas Hold’Em oyunlarını çok yakında ücretsiz olarak Games for Windows Live platformu üzerinden sunacak. Bahsi geçen oyunlar Microsoft’un zamanında çokça vaatte bulunduğu, Vista Ultimate sürümüne has ek özelliklerdi. Öyle görünüyor ki Microsoft, Windows 7′ye geçişle birlikte bu ekstraları tüm kullanıcılara sunmayı yeğliyor. Vista Ultimate için sunulan bir diğer ek özellik masaüstünde arka plan olarak video kullanımını mümkün kılan “Windows DreamScene” idi. Bu özelliğin de herkese açılıp açılmayacağı hakkında bir açıklama yok. Keza Vista Ultimate’ten Windows 7 Ultimate’e yükseltme yapıldığında tüm Ultimate Ek Özellikleri ortadan kayboluyordu. Kesin bir çıkış tarihi belli değil; kullanıcıların www.gamesforwindows.com adresini takip etmeleri gerektiği söyleniyor. Oyunlar bu adreste indirilmeye sunulacak. |
DERS 1 Mae sensei Karu no koto arigatoo kono tame ni^^. ŞAHIS ZAMİRLERİ Watashi - ben Anata - sen Kare - o Kanajyo - o Watashitachi - biz Anatagata - siz Karera – onlar Memo(not):’o’ anlamında erkekler için kare ,kadınlar için kanojyo kullanılır. Örnekler: Anata wa nihonjin desu ka? – siz Japon musunuz? Kare wa sensei desu. – o(erkek) öğretmendir. Watashitachi wa amerikajin desu. – biz Amerikalıyız. İŞARET ZAMİR VE SIFATLARIİşaret zamirleri Kore - bu Sore – şu,o Are - o Dore – ne,hangisi İşaret sıfatları Kono - bu Sono – şu,o Ano - o Dono – ne,hangisi Koko - burası Soko – şurası,orası Asoko - orası Doko - neresi,nereye Memo: kore,kono konuşmacıya yakın;sore,sono dinleyiciye yakın;are,ano konuşmacı ve dinleyiciye uzak olan şeyler için kullanılır. Kore wa hon desu. – bu kitaptır. Kono hon wa takai desu. – bu kitap pahalıdır. Sore wa atarashii jidoosha desu. - o yeni arabadır. Sono jidoosha wa yasui desu. – o araba ucuzdur. Japoncada işaret sıfatları isimlerin önünde kullanılır,tek olarak kullanılmaz. SIFATLAR Japoncada sıfatlar i sıfatları ve na sıfatları olmak üzere ikiye ayrılır. İ sıfatları sonu i ile biten sıfatlardır. Na sıfatları ise sadece sadece ismin önünde kullanılır. 1-"i” sıfatları atarashii - yeni furui - eski yasui - ucuz muzukashii – zor kono hoteru wa atarashii desu. – bu otel yenidir. Kore wa oishii ringo desu. – bu lezzetli bir elmadır. İ sıfatlarının olumsuz biçimi ,sıfat köküne ku nai biçiminin eklenmesiyle yapılır. Kono hoteru wa atarashiku nai desu. – bu otel yeni değildir. Kore wa oishiku hai desu. – bu lezzetli değildir. 2-"na” sıfatları shinsetsu – kibar,nazik shizuka – sakin,sessiz kirei - güzel yuumei – ünlü kore wa yuumei ongaku desu. – bu ünlü bir şarkıdır. Furidoommu faiguterusu ongaku wa yuumei desu. - freedom fighters şarkısı ünlüdür. İYELİK DURUMU Japoncada eylemler 3’e ayrılır. Birinci grup eylemler Sözlük biçimi - sözlük biçimi+masu - olumsuz biçimi Kaku -kakimasu -kakimasen Oyogu -oyogimasu -oyogimasen Hanasu -hanashimasu -hanashimasen Yomu -yomimasu -yomimasen Tobu -tobimasu -tobimasen Matsu -machimasu -machimasen Ka(w)u -kaimasu -kaimasen Furu -furimasu -furimasen geçmiş biçimi - olumsuz geçmiş - te biçimi kakimashita -kakimasen deshita - -kaite imasu oyogimashita -oyogimasen deshita- -oyoide imasu hanashimashita -hanashimasen deshita - -hanashite imasu tobimashita -tobimasen deshita - tonde imasu machimashita -machimasen deshita -matte imasu kaimashita -kaimasen deshita -kaite imasu furimashita -furimasen deshita -futte imasu ikinci grup eylemler sözlük biçimi - sözlük biçimi+masu - olumsuz biçimi taberu -tabemasu -tabemasen miru -mimasu -mimamsen geçmiş biçim - olumsuz geçmiş - te biçimi tabemashita -tabemasen deshita -tabete imasu mimashita -mimasen deshita -mitte imasu düzensiz eylemler sözlük biçimi - sözlük biçimi+masu - olumsuz biçim suru- - shimasu - shimasen kuru - kimasu - kimasen geçmiş biçimi - olumsuz geçmiş - te biçimi shimashita - shimasen deshita - shite imasu kimashita - kimasen deshita - kite imasu kökler birinci grup eylemlerde sessiz ,ikinci grup eylemlerde ise sesli bir harfle biter.buna göre sözlük ve masu biçimleri farklılık gösterir. memo:eğer türkçe yada ingilizce altyazılı japonca programlar izlerseniz kelimelerin telaffuzununda nasıl yapıldığını öğrenirsiniz. bunun için yakında bu konuya videolar ve filmler eklicem,iyi çalışmalar. |
Dün betikliğimi (kitaplığımı) kurcalarken ÖSS'ye anıklandığım (hazırlandığım) yıllardaki dershâne defterimi buldum. Hemen bir iki betiñi taradım, bunları sizin de görmeniz istedim. Kendi geliştirdiğim bir iki damga (harf) ile bir iki kuralla kimya dersiniñ notlarıñı tutuyordum. Gerçi şuânda da yazılarımı, günlüğümü Türk âbecesi ile yazmaktayım. Elim çok alışık olmadığından, hocaya yetişediğim oğurlarda (zamanlarda) lâtin âbecesi ile yazıyordum.  |
Osmanlıcılık 1860'tan sonra ilgi gören, II. Abdülhamit tarafından bizzat desteklenen, II. Meşrutiyet'in ilk yıllarına kadar de vam eden bir düşünce akımıdır.
Osmanlıcılık devletin siyasi bütünlüğünü sürdürebilmesi için ortaya çıkarılmıştır. Bu düşünceye göre Osman lı İmparatorluğu'nun sınırları içinde yaşayan herkes ırk, din, dil ayrımı olmaksızın eşit kabul edilmeli; herkes aynı haklara sahip olmalıdır. Bu, devletin yıkılmaktan kurtulması için şarttır.
Ancak yenilgiyle sonuçlanan Balkan Savaşları (1912) Hristiyan unsurların imparatorluğa karşı tutumlarını or taya çıkarmış oldu. Arnavutluk isyanı, Araplar ve Kürtler arasında başlayan bazı milliyetçilik hareketleri impa ratorluk içinde Müslüman unsurların tam bir anlaşma içinde olmadığını kanıtlamış oldu. İmparatorluğun asıl öğesini oluşturan Türklerin, Osmanlıcılık fikrine sıcak bakmaması, bu düşüncenin önemini kaybetmesine ne den oldu.
İslamcılık II. Abdülhamit döneminde ortaya çıkan düşünce akımlarından biridir. II. Abdülhamit, İslamcılık politikasıyla Balkanlardaki etnik grupların devletten kopmalarını engellemek istiyordu.
İslamcılık düşüncesine göre toplumu bir arada tutan temel faktör dindir. Hangi ulustan olursa olsun, bütün Müslümanlar halifenin etrafında toplanmalıdır.
İslamcılar, Batı'nın Osmanlı'ya göre çok ileride olduğunu kabul ediyorlardı. İmparatorluğun çöküş durumu söz konusudur. Ancak bunun sebebi İslam dini değildir. İslamiyet, bilime ve yeniliklere açık bir dindir. Ba tı'nın bilim ve teknolojisi alınmalıdır; bunda bir sakınca yoktur. Ancak Batı'nın ahlakı bizden daha ileri değil dir. Onların ahlakının ve yaşantısının taklit edilmesi yanlıştır. Batının tekniği alınmalı, ama taklitçilik olmamalı dır. Batı'nın Osmanlı İmparatorluğuna ve öteki Müslüman ülkelere uyguladığı politikaları engellemenin tek yolu "İttihad-ı İslam" (İslam birliği)dır.
Said Halim Paşa, Şemsettin Günaltay, M. Akif Ersoy, Eşref Edip, Şeyhül-İslam Musa Kâzım Efendi İslamcı lık düşüncesinin önemli isimleridir. Bu düşünceyi savunanlar Sırat-ı Müstakim, Sebilü'r - Reşat, Beyanül-Hâkim gibi dergilerin çevresinde toplanmışlardır. İslamcılık ideolojisi edebiyat alanında Mehmet Akif ile en bü yük temsilcisini yetiştirmiştir.
Batıcılık (Garpçılık)
Devleti kurtarmak ve modernleştirmek amacıyla Tanzimat'tan sonra ortaya çıkan fikir akımların dan biridir. Batıcılık fikrinin temelini Tanzimat dö nemindeki ve daha önceki ıslahat hareketleri oluşturur.
Batıcılık düşüncesinin ilk savunucuları bizzat pa dişahlardır. Sadrazam Mustafa Reşit Paşa bu dü şüncenin öncülerinden biridir. Batıcılara göre Osmanlı Devleti'nin en önemli so runu Batılı olamamaktan kaynaklanmaktadır. Tek kurtuluş yolu çağın fikir ve ihtiyaçlarına uygun medeni bir devlet ve millet haline gelmek, yani Batılılaşmaktır. Işık kaynağı Batı'dır, ona gitmek şarttır.
Batıcılar, Batı'nın sosyal, siyasi ve ekonomik ve felsefi fikirlerine uygun bir devlet oluşturulması gerektiği düşüncesindedir. I. Meşrutiyet, Batılılaşma hareketlerinde bir dö nüm noktasıdır. 1860'tan sonra Batılılaşma hare ketinin öncüleri Jön Türkler'dir. Abdullah Cevdet Batı'nın her yönüyle benimsenmesi gerektiğini belirtir. i Tevfik Fikret de Batılılaşmanın en ateşli taraftarlarından biridir. Celal Nuri ve arkadaşları ise Batı'nın yalnız teknolojisinin alınması gerektiğini, kültürel yönden karşı çıkılmasını ileri sürerler. Batıcılara göre; Batılılaşmak, yani Avrupa devlet lerine benzemek kaçınılmazdır. İslamiyet'in yanlış yorumlanması ve batıl inançlar kalkınmaya engel oluşturmaktadır. Özel teşebbüs desteklenmelidir. Batıcılık düşüncesini savunanlar, fikirlerini "İçtihad" dergisinde açıklıyorlardı.
Türkçülük Osmanlıcılık ve İslamcılık düşünceleri siyasi alanda ortaya çı kıp sonra edebiyata geçtikleri halde, Milliyetçilik - Türkçülük ideolojisi önce edebiyat ve fikir adamları tarafından ortaya atıl mış, sonra siyaset alanına geçmiştir.
Türkçülükle ilgili çalışmaların geçmişi Tanzimat dönemine uzanır. Tanzimat dönemine kadar Türk sözünden yalnız Os manlı Türkleri anlaşılıyordu; Tanzimat devrinde Türk kelimesi nin anlamı birdenbire genişledi ve "Türk" sözü dünyadaki bü tün Türkler için kullanılır hale geldi. Ahmet Vefik Paşa'nın Şecere-i Türkî tercümesi vardır.
Bursalı Tahir, Necib Asım, Şemsettin Sami gibi ya zarların Türkçülükle ilgili çalışmalarının yanı sıra Yusuf Akçura'nın Üç Tarz-ı Siyaset (Osmanlıcılık -İslamcılık - Türkçülük) eseri vardır.
Türkçülük düşüncesi sadece Türkiye'de yaşayan ları değil, dünyanın her yerindeki Türkleri kapsa yan, "Bütün Türkçülük" fikrini canlandırmaya çalı şan bir harekettir. Türk sözü anlamı genişleyerek, yalnız Osmanlı Türkleri için değil, dünyada çeşitli adlar altında yaşamış, devlet kurmuş ve yaşayan bütün Türkler için kullanılmaya başlanmıştır.
Milliyetçilik hareketi 1908'den sonra önce kültürel bir akım olarak başladı. Bu hareket, Balkan Savaşları'ndan sonra dernekler ve yayın organları oluşturmak suretiyle siyasi bir nitelik kazandı, teş kilatlanmaya başladı. Rusya'dan kaçarak İstan bul'a gelen bazı Türklerin kurduğu "Türk Derne ği", bu hareketin merkezi oldu. Bu derneğin ka panmasından sonra önce "Türk Yurdu Cemiyeti" daha sonra da "Türk Ocağı" kuruldu. Türk Yurdu Cemiyeti, Türk Yurdu dergisini çıkardı. Türk Oca ğı derneğinin kurucuları Mehmet Emin Yurdakul, Ağaoğlu Ahmet ve Dr. Fuat Sabit'tir.
Türk Ocağı milliyetçi dernekler için de en sürekli olanıdır. Türkçülük akımı, Osmanlıcılık düşüncesinin Balkan Savaşları'nda başarısız olmasıyla ortaya çıkmıştır. Türkçülük akımının amaçları şöyle sıralanabilir:
* Bilinçsiz şekilde yaşayan Türkleri bilinçlendi rip milliyetini idrak ettirmek * Türk milletini İslam dünyasında yeniden etkili kılmak * Modernleşmek, ancak körü körüne Batı'yı tak lit etmemek * Türk milletini Batı medeniyeti çerçevesinde sürekli ilerleyen, hiçbir milletten geri kalma yan bir seviyeye yükseltmek * Millî bir iktisat politikası izlemek * Dilde sadeleşmeye gitmek * Tarih bilincini aşılamak * Son hedef olarak bütün dünyadaki Türkleri tek bayrak altında toplamak (Turancılık) |
 | "Avrupa'yı Yeni Rönesansa Hazırlamak" | 6 Ekim Salı günü, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Nüket Yetiş’in de üyesi olduğu Avrupa Araştırma Alanı Yüksek Danışma Kurulu (European Research Area Board – ERAB) Avrupa Komisyonu’na, Avrupa Araştırma Alanı’nın (ERA) 2030 yılında ulaşması gereken hedefleri ortaya koyan “Avrupa’yı Yeni Rönesansa Hazırlamak – Avrupa Araştırma Alanının Stratejik Görünümü” isimli raporu sundu. Avrupa Komisyonu’nun bilim ve araştırmadan sorumlu komiseri Dr. Janez Potocnik raporda bulunan bazı önerilerin hâlihazırda Avrupa Komisyonu Başkanı Barosso’nun gündemine girdiğini ve bu önerilerin Avrupa Araştırma Alanı’nın önündeki zorluklarla ilgili tartışmaları teşvik ederek yeni bir “Rönesans”a kapı açacağını belirtti. ERAB, raporda aksiyon için altı farklı alan belirledi: - Birleşik bir Avrupa Araştırma Alanının oluşturulması,
- Küresel Sorunların çözülmesi (iklim değişikliği, enerji kaynağı, vb),
- Bilim ve toplumun etkileşimi,
- Kamu ve özel sektörün işbirliği,
- Mükemmelliğin desteklenmesi,
- Uyumun teşvik edilmesi.
ERAB ayrıca, araştırma açısından politik sürece katkı sağlayacak ve danışmanlık yapacak bağımsız bir yapının gereğinin altını çizdi. Bu öneri Avrupa Komisyonu Başkanı tarafından yapılan “Chief Scientific Officer” yapısı ile ilgili açıklamada da yankısını buldu. Rapor önümüzdeki yıllardaki gelişmeyi izleyebilmek için bazı kilometre taşları ortaya koyuyor. ERAB’ın kuruluş amacı bağımsız, yüksek seviyede danışma organı olarak Avrupa Birliği Komisyonu’na Avrupa araştırma politikaları alanında, özellikle Avrupa Araştırma Alanı’nın oluşturulmasında, tavsiye vermektir. “Avrupa’yı Yeni Rönesansa Hazırlamak – Avrupa Araştırma Alanının Stratejik Görünümü” isimli rapor (PDF 5MB, ingilizcedir Dr. Janez Potocnik’in konuşması (PDF 101KB, ingilizcedir) |
|
Türk Yazısı: Türkiye’yi, Türk dilini, tarihini, sanatını ve kültürel mirasını tanıtmak, Türk kültürüne ilişkin bilgi ve belgeleri dünyanın istifadesine sunmak ve Türk dilini öğrenmek isteyenlere Türkçe kursları vermek üzere 5653 sayılı Kanun'la kurulmuş bir kamu vakfı olan Yunus Emre Vakfı, ilk adımı geçtiğimiz hafta sonu Saraybosna'da attı.
Kiğil Yazısı: Тÿркийе’йи, Тÿрк дилини, тaриxини, сaнaтыны ве кÿлтÿрел мирaсыны тaнытмaк, Тÿрк кÿлтÿрÿне илишкин билги ве белгелери дÿнянын истифaдесине сунмaк ве Тÿрк дилини öğренмек истейенлере Тÿркче курслaры вермек ÿзере 5653 сaйылы Кaнун'лa курулмуш бир кaму вaкфы олaн Юнус Емре Вaкфы, илк aдымы гечтиğимиз xaфтa сону Сaрaйбоснa'дa aтты. Osmanlı Yazısı: طوركيي’يي، طورك ديليني، تاريهيني، ساناتينى وه كولتورل ميراسينى تانيتماك، طورك كولتورونه ايليشكين بيلكى وه بلكلرى دونيانين ايستيفادسينه سونماك وه طورك ديلينى اوغرنمك ايستينلره طوركچه كورسلارى ورمك اوزره ۵۶۵۳ ساييلى كانونلا كورولموش بير كامو واكفى اولان يونوس امره واكفي، ايلك اديمى كچتيغيميز هافتا سونو صارايبوسنادا اتتي. Törük Yazısı/Törükçe Türkiye'yi,Türk tilingi,tarihingi,sanatıngı ve kültürel ëmenëtingi tänımax,Türk kültürünge ilişkin mālumat ve bëlgeleri tunyanın istifädesinge sunmax ve Türk tilingi örgenmek isteyënlere Türkçe qursları bermek üzrë 5663 sayılı Qanun'ﻟa qurulmuş bir qamu vaqbı bolan Yunus Єmre Vaqbı,ilk adımgı geşכigimiz hafta songu Saraybosna'כa attı.
|
|
Ặ Ẫ ẫ Ắ ắ Ằ ằ ẳ ẵ Ä ª ä Å Ä À Á  å ã â Æ ê æ Ą ą ά α â á ê  â Ã ã Ά Æ æ Ъ Ђ В β ß ฿ ļ в Ç ¢ ç ς Œ œ τ © Ď đ ď Ð ð Ę ę ë ê Ê È É € Ë é è € ξ ∑ Σ Ế Ề ;Ễ é è є Є e Ъ з э ₣ ƒ Ī Ĝ ð ģ Ģ Ð Ή ŀ ļ Ħ ĥ Ĥ ħ ђ н Ï Į į Ί ¡ ï î Í ê Ì ì Î î ī ý Ī ΐ Ĭ Ĵ ĵ Ќ К Ķ ķ ĸ к £ Ŀ Ł Ļ Ľ Ĺ ĺ ļ Ľ ľ ŀ ł ₤ ℓ м М И и й ñ Ñ Й Ŋ ŋ ή η ň Ň Φ θ ó ò Ó Ò Ô ô Ö ö Õ õ Ό Ø ø Ợ ợ Ọ ọ & ; ờ σ ơ о þ Þ ρ Я ® Ŗ Ř я ѓ ŗ § š Ū § Þ þ Ś ś Ŝ ŝ Ŧ ŧ Ť Ţ ţ ť т Џ Ų ų ΰ Ú ú Ù ù Û û Ü ü µ υ Џ Ư ự ữ Ừ ừ ư ц Ẁ ẁ Ẃ ẃ Ẅ ẅ ώ Ш Ŵ ŵ ω ш щ Х × ¥ Ỳ ỳ Ỵ ỵ Ỷ ỷ У Ч ; ч Ў ¥ ÿ Ύ Ý Ÿ ¥ Ύ ÿ ý Ź Ż ż Ž Ź ź ž ¹ ² ³ ™ « » • ˚ ° º ± ‡ ¿ " ¥ " » « " » ¥ Ψ #Ж¯ ˜ ∙ ¨ ‚ … Λ ∆ ∂ Ω № ∞ ψ Ψ φ " Ξ - Θ " ﺸ ﺴ ¤ Ώ ؟ ֽ ـ ∙ · ˙ َ ;ֿ ׃ ؛ ∙
¡ ¢ £ ¤ ¥ ¦ § © ª « ¬ * ® ¯ ° ± ´µ ¶ · ¸ Î Ï Ð Ñ Ò Ó Ô Õ Ö × Ø Ù Ú Û Ü Ý Þ ß ê á â ã ä å æ ç è é ê ë ì ê î ï ð ñ ò ó ô õ ö ÷ ø ù ú û ü ý þ ÿ Ā ā Ă ă Ą ą ; Ĉ ĉ Ċ ċ Č č Ď ď Đ đ Ē ē Ĕ ĕ Ė ė Ę ę Ě ě Ĝ ĝ Ð ð Ī ġ Ģ ģ Ĥ ĥ Ħ ħ Ĩ ĩ Ī ī Ĭ Ī Į į Ý ý IJ ij Ĵ ĵ Ķ ķ ; Ĺ ĺ Ļ ļ Ľ ľ Ŀ ŀ Ł ł Ń ń Ņ ņ Ň ň ʼn Ŋ ŋ Ō ō Ŏ ŏ Ő ő Œ œ Ŕ ŕ Ŗ ŗ Ř ř Ś ś Ŝ ; Þ þ Ū š Ţ ţ Ť ť Ŧ ŧ Ũ ũ Ū ū Ŭ Ū Ů ů Ű ű Ų ų Ŵ ŵ Ŷ ŷ Ÿ Ź ź Ż ż Ž ž ſ ƒ Ǻ ǻ Ǽ ǽ Ǿ ǿ ˆ ˇ ˉ ˘ ˙ ˚ ˛ ˜ ˝ ;Ά Έ Ή Ί Ό Ύ Ώ ΐ Α Β Γ Δ Ε Ζ Η Θ Ι Κ Λ Μ Ν Ξ Ο Ϊ Ρ Σ Τ Υ Φ Χ Ψ Ω Ϊ Ϋ ά Ϊ ή ί ΰ α β γ δ ε ζ η θ ι κ λ μ ν ξ ο π ρ ς σ τ υ φ χ ψ ω ϊ ϋ ό ύ ώ Ё Ђ Ѓ 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 ; І Ї Ј Љ Њ Ћ Ќ Ў Џ А Б В Г Д Е Ж ; Й К Л М Н О П Ъ С Т У Ф Х Ц Ч Ш Ъ Ы Ь Ъ Ю Я а б в г д е ж з и ; к л м н о п р с & a m p; #у ф х ц ч ш щ ъ ы ь э ю я ; ђ ѓ є ѕ і ї ј љ ;ћ ќ ў џ Ґ ґ Ẁ ẁ Ẃ ẃ Ẅ ẅ Ỳ ; – ‘ — ’ ― ‚ ‗ ‛ " ” „ ‡ • … ‰ ′ ″ ‹ † ? ‼ ‾ ; ; ⁄ ⁿ ₣ ₤ ₧ € ℅ ℓ № ™ Ω ℮ ⅛ ⅜ ⅝ & ; ∂ ∆ ∏ ∑ − ∕ ∙ ; ∞ ∫ ≈ ≪ ≤ ≥
Λ ∆ ∂ Ǻ ǻ Ǽ ǽ Δ А λ Д д Δ Λ а α ά Ά Α Ā ā Ă ă Ą ą Ặ Ẫ ẫ Ắ ắ Ằ ằ ẳ Ẵ ẵ Ä ª ä Å Ä À Á  å ã â Æ ê æ A a ά a â á ê  â Ã ã Ά Æ æ В в Б β Ђ Ъ Ы Ь ъ ы ь Ъ Ђ Β В ß ß ฿ lЗ в € Ç ¢ ç ς с С Œ œ © כ ċ Ć ć ς Ĉ ĉ Ċ ċ Č č Ď ď Đ đ D d d Ð ð Σ З Ē ē Ĕ ĕ Ė ė Ę ę Ě ě Ъ з е Ё Έ Ε E e ë ê ξ Ê È É € Ë é è פ Є € ξ ∑ ∑ Ế Е Ề Ể Ễ é è Ϊ є Є e ع Ъ є з э ε э ё F ₣ ₣ ƒ ſ f ƒ G G g g G G Ĝ ĝ Ð ð Ī ġ Ģ ģ Н Ĥ ĥ Ħ ħ Ή ŀl Η H h H h Ή ћ ђ ђ Ћ н н Њ њ І Ї ϊ Ϊ ί ι Ï ї Ί Ι I I Ί ¡ ϊ ï î Í ê Ì ì Î î I I I ΐ I Ĩ ĩ Ī ī Ĭ Ī Į į Ý I IJ ij Ĵ ĵ ј Ј J j Ќ К Κ K k ќ ĸ к к Ќ Ќ К Ķ ķ ĸ κ £ Ŀ L L L L c l L l ŀ l £ l Ĺ ĺ Ļ ļ Ľ ľ Ŀ ŀ Ł ł ₤ ζ м м М М Μ И Ϊ п מ П π ⁿ Ν И и й η ñ ח Ñ Й Ŋ ŋ ή ή η n и й N Ń ń Ņ ņ Ň ň ʼn Ŋ ŋ Ю ю О ם ט ο Ό Ο о ό Θ Ф Φ Ǿ ǿ ф ф σ ό θ θ Θ θ ó ò Ó Ò Ô ô Ö ö Õ õ Ό Ø ø Ợ ợ Ọ ọ ớ ờ O o о Ở Ờ Ớ Ổ ổ Ở Ợ Ō ō Ŏ ŏ Ő ő Ъ Ρ þ Þ р ρ ρ q q Œ œ Ѓ Г Ґ ґ Γ Я Я ® R R я r г Ŕ ŕ Ŗ ŗ Ř ř я ѓ ى Ѕ § š Ū § S ѕ s S s S s Ś ś Ŝ ŝ Þ þ Ū š T T t T T τ t ΐ t т т t Τ Т Ţ ţ Ť ť Ŧ ŧ Џ U Ụ Ủ Ứ Ừ Ử Ữ Ự u ΰ Ú ú Ù ù Û û Ü ü µ υ Џ Џ U ự ữ Ừ ừ u ц Ũ ũ Ū ū Ŭ Ū Ů ů Ű ű Ų ų ΰ υ ϋ ύ ϋ ύ џ μ Ц ц ν ٧ √ Ш Щ Ẁ ẁ Ẃ ẃ Ẅ ẅ ω ώ ώ ш щ Ẁ ẁ Ẃ ẃ Ẅ ẅ Ш Щ W w ω ώ ω ш щ Ŵ ŵ Х Χ Х χ х × У ¥ ¥ Ч ч ¥ Ỳ ỳ Ỵ Ў ў ỵ у Ỷ ỷ У Ч ў ч Ў ¥ ÿ Ύ Ý Ÿ ¥ Ύ ÿ ý Ϋ Ύ γ Ŷ ŷ Υ Ÿ Ỳ ỳ ע ץ Ź ź Ż ż Ž ž Z Z z Ž Z z ž Ζ
¹ ² ³ ™ « » • ° ° º ± ‡ ¿ " " » « " " » « » Ψ ψ Ψ Ψ Ψ φ ψ « · · » « · · ¯ ˜ · ¨ ‚ …ˆ ˇ ˉ ˘ ˙ ˚ ˛ ˜ ˝ ; ΄ ΅ · δ б– — ― ‗ ₪ Ω Ώ Ω Ω № 8 " Ξ Ξ –" ﺸ ﺴ ¤ Ώ ؟ ֽ ـ · · ˙ َ ֿ ׃ ؛ · ж ж Ж Ж Ж Ж Л л Љ љ № ™ ⅛ ⅜ ⅝ ⅞ ∞ ∫ ≈ ≪ □ ● ◦ fl ₧ ‼ ? ל װ ױ ײ ׳ ت ث ج خ ئ ؤ س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن ه و ى ي � ٧ ٦ ٥ ٤ ٣ ٢ پ چ ژ ک ₫ ₧ ◊ 0 ! " # $ % & ( ) * + , - . / 0 1fi fl שׁ שׂ שּׁ שׁ אַ אָ לּ כּ ךּ יּ טּ זּ וּ הּ דּ גּ בּ אּ ﮎ ﮏ ﮋ ﮊ ﮕ ﮔ ﮓ ﮒ ﮑ ﮐ ﱞ ﱟ ﱡ ﱢ ﴾ ﴿ ﷲﺀ ﺁ ﺂ ﺃ ﺄ ﺅ ﺆ ﺇ ﺈ ﺉ ﺊ ﺋ A ﺍ ﺎ ﺏ ﺐ ﺑ ﺒ ﺓ ﺔ ﺕ ﺖ ﺗ ﺘ ﺙ ﺚ ﺛ ﺛ ﺜ ﺝ ﺞ ﺟ ﺪ ﺡ ﺢ ﺣ ﺤ ﺥ ﺦ ﺧ ﺨ ﺩ ﺪ ﺫ ﺬ ﺪ ﺮﺯ ﺰ ﺱ ﺲ ﺳ ﺴ ﺵ ﺶ ﺷ ﺷ ﺸ ﺹ ﺺ ﺻ ﺼ ﺾ ﺽ ﺿ ﻀ ﻁ ﻂ ﻃ ﻄ ﻅ ﻆ ﻇ ﻈ ﻉ ﻊ ﻋ ﻌﻎ ﻏ ﻐ ﻑ ﻒ ﻓ ﻔ ﻕﻖ ﻗ ﻘ ﻙ ﻚ ﻛ ﻜ ﻝ ﻞ ﻟ ﻪ ﻡ ﻢ ﻤﻥ ﻦ ﻧ ﻨ ﻩ ﻪ ﻫ ﻬ ﻪ ﻮ ﻯ ﻰ ﻱ ﻲ ﻳ ﻴ ﻵ ﻶ ﻷ ﻸ ﻹ ﻺ ﻻ ﻼก ข ฃ ค ฅ ฆ ง จ ฉ ช ฌ ญ ฎ ฏ ฐ ฑ ฒ ณ ด ถ ท ธ น บ ป ผ ฝ พ ฟ ะ ั า ำ ส มย ร ฤ ล ฦ ว ศ ﻍษ ส ห ฬ ส ฮ ะ ั ำ า ิ ี ึ ื ุ ู ฺ เ แ โ ใ ไ ๅ ๆ ็ ่ ้ ๊ ๋ ์ ํ ๎ ๏ ๐ ๒ ๑ ๒ ๓๔ ๕ ๖ ๗ ๘ ๙ ๚ ๛ ۹ ۸ ۷ ۶ ۵ ۴ ۳ ۲ ۱ ۰ |
|
|
|