Serbest Kürsü - Her Telden - Paylaşım - Genç Mevtoo İnternet Ağ Sitesi
Genç Mevtoo Bilgi Ağı
Pazartesi, 23.11.2009, 02:53

Site menüsü
Ek Menü
Üyelerimiz
  • dadashakan
  • seyda
  • tania402
  • Blog Yayınları
    [22.11.2009][Genel]
    HAYVAN TÜRLERİ (0)
    [20.11.2009][Genel]
    Telefonun İcadı (Alexander Graham BELL) (0)
    [18.11.2009][Genel]
    MUHTASAR OSMANLI DEVLETİ TARİHİ (0)
    [18.11.2009][Genel]
    Mehmet Akif ERSOY’UN HAYATI (0)
    [18.11.2009][Genel]
    Erzurumlu Ferezet Eze (0)
    İstatistikler

    Toplam çevrim içi 1
    Ziyaretçi 1
    Kullanıcı 0
    Forumlar
  • DÜNYA NÜFUSU (9)
  • Manzara (0)
  • Radyo; Nedir? -Bulucuları Kimlerdir? -Tarihçesi Nedir? (0)
  • Kalp ve Damar Hastalıkları Nelerdir (0)
  • Dolaşım Sistemi Nedir? (0)
  • Sindirim Sistemi Hastalıkları Belirtileri, Tedavisi (0)
  • Özel yayınlar
    [22.11.2009][Özel Belgeler]
    Dünya Irkları (0)
    [22.11.2009][Özel Belgeler]
    DÜNYADA KONUŞULAN DİLLER (0)
    [20.11.2009][İnternet Teknolojisi]
    Google Video'da Virüs Salgını (0)
    [18.11.2009][Türkçe Yayınlar]
    Milli Güvenlik Nedir? (0)
    Günlül Sayacı
    Ülke Sayacı
    free counters
    Çevrimciler
    Anasayfa » Paylaşımlar » Her Telden » Serbest Kürsü

    Kategoride ki Paylaşımlar: 25
    Gösterilen Reklamlar: 1-20
    Sayfalar: 1 2 »


    Sırala: indirilenler

    Osmanlıcılık


    1860'tan sonra ilgi gören, II. Abdülhamit tarafından bizzat desteklenen, II. Meşrutiyet'in ilk yıllarına kadar de vam eden bir düşünce akımıdır.


    Osmanlıcılık devletin siyasi bütünlüğünü sürdürebilmesi için ortaya çıkarılmıştır. Bu düşünceye göre Osman lı İmparatorluğu'nun sınırları içinde yaşayan herkes ırk, din, dil ayrımı olmaksızın eşit kabul edilmeli; herkes aynı haklara sahip olmalıdır. Bu, devletin yıkılmaktan kurtulması için şarttır.


    Ancak yenilgiyle sonuçlanan Balkan Savaşları (1912) Hristiyan unsurların imparatorluğa karşı tutumlarını or taya çıkarmış oldu. Arnavutluk isyanı, Araplar ve Kürtler arasında başlayan bazı milliyetçilik hareketleri impa ratorluk içinde Müslüman unsurların tam bir anlaşma içinde olmadığını kanıtlamış oldu. İmparatorluğun asıl öğesini oluşturan Türklerin, Osmanlıcılık fikrine sıcak bakmaması, bu düşüncenin önemini kaybetmesine ne den oldu.

    İslamcılık


    II. Abdülhamit döneminde ortaya çıkan düşünce akımlarından biridir. II. Abdülhamit, İslamcılık politikasıyla Balkanlardaki etnik grupların devletten kopmalarını engellemek istiyordu.


    İslamcılık düşüncesine göre toplumu bir arada tutan temel faktör dindir. Hangi ulustan olursa olsun, bütün Müslümanlar halifenin etrafında toplanmalıdır.


    İslamcılar, Batı'nın Osmanlı'ya göre çok ileride olduğunu kabul ediyorlardı. İmparatorluğun çöküş durumu söz konusudur. Ancak bunun sebebi İslam dini değildir. İslamiyet, bilime ve yeniliklere açık bir dindir. Ba tı'nın bilim ve teknolojisi alınmalıdır; bunda bir sakınca yoktur. Ancak Batı'nın ahlakı bizden daha ileri değil dir. Onların ahlakının ve yaşantısının taklit edilmesi yanlıştır. Batının tekniği alınmalı, ama taklitçilik olmamalı dır. Batı'nın Osmanlı İmparatorluğuna ve öteki Müslüman ülkelere uyguladığı politikaları engellemenin tek yolu "İttihad-ı İslam" (İslam birliği)dır.


    Said Halim Paşa, Şemsettin Günaltay, M. Akif Ersoy, Eşref Edip, Şeyhül-İslam Musa Kâzım Efendi İslamcı lık düşüncesinin önemli isimleridir. Bu düşünceyi savunanlar Sırat-ı Müstakim, Sebilü'r - Reşat, Beyanül-Hâkim gibi dergilerin çevresinde toplanmışlardır. İslamcılık ideolojisi edebiyat alanında Mehmet Akif ile en bü yük temsilcisini yetiştirmiştir.


    Batıcılık (Garpçılık)


    Devleti kurtarmak ve modernleştirmek amacıyla Tanzimat'tan sonra ortaya çıkan fikir akımların dan biridir. Batıcılık fikrinin temelini Tanzimat dö nemindeki ve daha önceki ıslahat hareketleri oluşturur.


    Batıcılık düşüncesinin ilk savunucuları bizzat pa dişahlardır. Sadrazam Mustafa Reşit Paşa bu dü şüncenin öncülerinden biridir. Batıcılara göre Osmanlı Devleti'nin en önemli so runu Batılı olamamaktan kaynaklanmaktadır. Tek kurtuluş yolu çağın fikir ve ihtiyaçlarına uygun medeni bir devlet ve millet haline gelmek, yani Batılılaşmaktır. Işık kaynağı Batı'dır, ona gitmek şarttır.


    Batıcılar, Batı'nın sosyal, siyasi ve ekonomik ve felsefi fikirlerine uygun bir devlet oluşturulması gerektiği düşüncesindedir. I. Meşrutiyet, Batılılaşma hareketlerinde bir dö nüm noktasıdır. 1860'tan sonra Batılılaşma hare ketinin öncüleri Jön Türkler'dir. Abdullah Cevdet Batı'nın her yönüyle benimsenmesi gerektiğini belirtir. i Tevfik Fikret de Batılılaşmanın en ateşli taraftarla­rından biridir. Celal Nuri ve arkadaşları ise Batı'nın yalnız teknolojisinin alınması gerektiğini, kültürel yönden karşı çıkılmasını ileri sürerler. Batıcılara göre; Batılılaşmak, yani Avrupa devlet lerine benzemek kaçınılmazdır. İslamiyet'in yanlış yorumlanması ve batıl inançlar kalkınmaya engel oluşturmaktadır. Özel teşebbüs desteklenmelidir. Batıcılık düşüncesini savunanlar, fikirlerini "İçtihad" dergisinde açıklıyorlardı.

    Türkçülük


    Osmanlıcılık ve İslamcılık düşünceleri siyasi alanda ortaya çı kıp sonra edebiyata geçtikleri halde, Milliyetçilik - Türkçülük ideolojisi önce edebiyat ve fikir adamları tarafından ortaya atıl mış, sonra siyaset alanına geçmiştir.


    Türkçülükle ilgili çalışmaların geçmişi Tanzimat dönemine uzanır. Tanzimat dönemine kadar Türk sözünden yalnız Os manlı Türkleri anlaşılıyordu; Tanzimat devrinde Türk kelimesi nin anlamı birdenbire genişledi ve "Türk" sözü dünyadaki bü tün Türkler için kullanılır hale geldi. Ahmet Vefik Paşa'nın Şecere-i Türkî tercümesi vardır.


    Bursalı Tahir, Necib Asım, Şemsettin Sami gibi ya zarların Türkçülükle ilgili çalışmalarının yanı sıra Yusuf Akçura'nın Üç Tarz-ı Siyaset (Osmanlıcılık -İslamcılık - Türkçülük) eseri vardır.


    Türkçülük düşüncesi sadece Türkiye'de yaşayan ları değil, dünyanın her yerindeki Türkleri kapsa yan, "Bütün Türkçülük" fikrini canlandırmaya çalı şan bir harekettir. Türk sözü anlamı genişleyerek, yalnız Osmanlı Türkleri için değil, dünyada çeşitli adlar altında yaşamış, devlet kurmuş ve yaşayan bütün Türkler için kullanılmaya başlanmıştır.


    Milliyetçilik hareketi 1908'den sonra önce kültürel bir akım olarak başladı. Bu hareket, Balkan Savaşları'ndan sonra dernekler ve yayın organları oluşturmak suretiyle siyasi bir nitelik kazandı, teş kilatlanmaya başladı. Rusya'dan kaçarak İstan bul'a gelen bazı Türklerin kurduğu "Türk Derne ği", bu hareketin merkezi oldu. Bu derneğin ka panmasından sonra önce "Türk Yurdu Cemiyeti" daha sonra da "Türk Ocağı" kuruldu. Türk Yurdu Cemiyeti, Türk Yurdu dergisini çıkardı. Türk Oca ğı derneğinin kurucuları Mehmet Emin Yurdakul, Ağaoğlu Ahmet ve Dr. Fuat Sabit'tir.

    Türk Ocağı milliyetçi dernekler için de en sürekli olanıdır.


    Türkçülük akımı, Osmanlıcılık düşüncesinin Balkan Savaşları'nda başarısız olmasıyla ortaya çıkmıştır. Türkçülük akımının amaçları şöyle sıralanabilir:

        * Bilinçsiz şekilde yaşayan Türkleri bilinçlendi rip milliyetini idrak ettirmek
        * Türk milletini İslam dünyasında yeniden etkili kılmak
        * Modernleşmek, ancak körü körüne Batı'yı tak lit etmemek
        * Türk milletini Batı medeniyeti çerçevesinde sürekli ilerleyen, hiçbir milletten geri kalma yan bir seviyeye yükseltmek
        * Millî bir iktisat politikası izlemek
        * Dilde sadeleşmeye gitmek
        * Tarih bilincini aşılamak
        * Son hedef olarak bütün dünyadaki Türkleri tek bayrak altında toplamak (Turancılık)

     

    Serbest Kürsü | Görüntülenme: 5 | Tarih: 04.11.2009 | Değerlendirme: 0.0/0 | Comments (0)

    "Avrupa'yı Yeni Rönesansa Hazırlamak"

    6 Ekim Salı günü, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Nüket Yetiş’in de üyesi olduğu Avrupa Araştırma Alanı Yüksek Danışma Kurulu (European Research Area Board – ERAB) Avrupa Komisyonu’na, Avrupa Araştırma Alanı’nın (ERA) 2030 yılında ulaşması gereken hedefleri ortaya koyan “Avrupa’yı Yeni Rönesansa Hazırlamak – Avrupa Araştırma Alanının Stratejik Görünümü” isimli raporu sundu. Avrupa Komisyonu’nun bilim ve araştırmadan sorumlu komiseri Dr. Janez Potocnik raporda bulunan bazı önerilerin hâlihazırda Avrupa Komisyonu Başkanı Barosso’nun gündemine girdiğini ve bu önerilerin Avrupa Araştırma Alanı’nın önündeki zorluklarla ilgili tartışmaları teşvik ederek yeni bir “Rönesans”a kapı açacağını belirtti.

    ERAB, raporda aksiyon için altı farklı alan belirledi:

    • Birleşik bir Avrupa Araştırma Alanının oluşturulması,
    • Küresel Sorunların çözülmesi (iklim değişikliği, enerji kaynağı, vb),
    • Bilim ve toplumun etkileşimi,
    • Kamu ve özel sektörün işbirliği,
    • Mükemmelliğin desteklenmesi,
    • Uyumun teşvik edilmesi.

    ERAB ayrıca, araştırma açısından politik sürece katkı sağlayacak ve danışmanlık yapacak bağımsız bir yapının gereğinin altını çizdi. Bu öneri Avrupa Komisyonu Başkanı tarafından yapılan “Chief Scientific Officer” yapısı ile ilgili açıklamada da yankısını buldu.

    Rapor önümüzdeki yıllardaki gelişmeyi izleyebilmek için bazı kilometre taşları ortaya koyuyor. ERAB’ın kuruluş amacı bağımsız, yüksek seviyede danışma organı olarak Avrupa Birliği Komisyonu’na Avrupa araştırma politikaları alanında, özellikle Avrupa Araştırma Alanı’nın oluşturulmasında, tavsiye vermektir.

    “Avrupa’yı Yeni Rönesansa Hazırlamak – Avrupa Araştırma Alanının Stratejik Görünümü” isimli rapor (PDF 5MB, ingilizcedir

    Dr. Janez Potocnik’in konuşması (PDF 101KB, ingilizcedir)

    Serbest Kürsü | Görüntülenme: 8 | Tarih: 01.11.2009 | Değerlendirme: 0.0/0 | Comments (1)

    Türk  Yazısı: 
    Türkiye’yi, Türk dilini, tarihini, sanatını ve kültürel mirasını tanıtmak, Türk kültürüne ilişkin bilgi ve belgeleri dünyanın istifadesine sunmak ve Türk dilini öğrenmek isteyenlere Türkçe kursları vermek üzere 5653 sayılı Kanun'la kurulmuş bir kamu vakfı olan Yunus Emre Vakfı, ilk adımı geçtiğimiz hafta sonu Saraybosna'da attı. 

    Kiğil Yazısı:
    Тÿркийе’йи, Тÿрк дилини, тaриxини, сaнaтыны ве кÿлтÿрел мирaсыны тaнытмaк, Тÿрк кÿлтÿрÿне илишкин билги ве белгелери дÿнянын истифaдесине сунмaк ве Тÿрк дилини öğренмек истейенлере Тÿркче курслaры вермек ÿзере 5653 сaйылы Кaнун'лa курулмуш бир кaму вaкфы олaн Юнус Емре Вaкфы, илк aдымы гечтиğимиз xaфтa сону Сaрaйбоснa'дa aтты.
    Osmanlı Yazısı:
    طوركيي’يي، طورك ديليني، تاريهيني، ساناتينى وه كولتورل ميراسينى تانيتماك، طورك كولتورونه ايليشكين بيلكى وه بلكلرى دونيانين ايستيفادسينه سونماك وه طورك ديلينى اوغرنمك ايستينلره طوركچه كورسلارى ورمك اوزره ۵۶۵۳ ساييلى كانونلا كورولموش بير كامو واكفى اولان يونوس امره واكفي، ايلك اديمى كچتيغيميز هافتا سونو صارايبوسنادا اتتي.
    Törük Yazısı/Törükçe
    Türkiye'yi,Türk כilini,tarihini,sanatını ve kültürel ëmenëtini tänımax,Türk kültürüne ilişkin mālumat ve bëlgeleri כunyanın istifädesine sunmax ve Türk כilini öğrenmek isteyënlere Türkçe qursları vermek üzrë 5663 sayılı Qanun'a qurulmuş bir qamu vaqfı olan Yunus Єmre Vaqfı,ilk adımı geşכigimiz hafta sonu Saraybosna'כa attı.

    Serbest Kürsü | Görüntülenme: 11 | Tarih: 26.10.2009 | Değerlendirme: 5.0/1 | Comments (0)


    Serbest Kürsü | Görüntülenme: 19 | Tarih: 18.10.2009 | Değerlendirme: 5.0/1 | Comments (0)

    • Türkiye Milli Takımımıza Destek olalım.
    • Türk Arama Motorlarını Kullanarak Onlara Destek Olalım.(ara.com.tr,Genç Mevtoo)
    • Türk Vidyo Paylaşım Sitelerini Kullanarak Onlara Destek Olalım.(izlesene,akıllıtv,mynet,gencmevtoo...)
    • Türk Blog Hizmet sitelerini kullanalım.(blogcu,azbuz,benimblog,özelsayfam,blogsayfası,)
    • Türk Radyolarını Dinleyerek Onların ve Türkçe'mizin Gelişmesine Katkıda Bulunalım.
    • Türk Televizyon Kanallarını İzleyerek Onların ve Türkçe'mizin Gelişmesine Katkıda Bulunalım.
    • Türk Gazete ve Dergilerini Okuyarak Onların ve Türkçe'mizin Gelişmesine Katkıda Bulunalım.
    • Tatillerinizi Türkiye Sınırları İçerisinde Türk Otellerinde Kalarak Milli Sermayemize Katkıda Bulunalım.
    • Yerli Dizi-Filmler Seyrederek Türk Sinemasına Katkıda Bulunalım.
    • Türk Yazılımlarını Kullanarak Türk Yazılım ve Programlarının Gelişmesine Katkıda Bulunalım.
    Pardus işletim sistemi,Gezgin internet tarayıcısı,citysuft,gencmevtoo alt yazı avcısı,Zemana Antilogger anti vürüs,
    MCleaner,Türk player,livax mp3 çalar ve dahası...
    • Türk Futbol Takımlarına Destek olalım.
    • Türk İletişim Firmalarının Servislerini Kullanarak Türkçenin ve Türk iletişim Sektörünün Gelişmesine Katkıda Bulunalım.
    • Türk Mallarını Kullanarak Türk Ekonomisinin Gelişmesine Katkıda Bulunalım.869 Türkiye kodlu ürünler alalım.
    Tüketilmesini istenilen malda Türkiye'ninkodu olan 869 barkod numarasının aranması yeterli olacaktır....
    mesela danone yerine sütaş
    nivea yerine arko
    alpella yerine ülker
    Vakko yerine Abbate... suan benim aklıma gelmiyo bilen arkadaslar yazsınlar
    Serbest Kürsü | Görüntülenme: 4 | Tarih: 15.10.2009 | Değerlendirme: 5.0/1 | Comments (1)

    Türk Turan Tarihi Düşüncesi

    Türk Turan Tarihi Düşüncesi
    ÖNSÖZ

    Türktarihinin Kavimler göçünden önceki (M.S.IV.yüzyıl ortalarına kadar) en eskiçağları henüz tam olarak aydınlatılamamıştır. Türk kavimleri devlet kuran,mükemmel teşkilâtı olan, yapıcı ve yaratıcı bir unsur olarak dünya tarihinde çokerkenden kendilerini göstermişlerdir.

    Türk ilinde geçmişlerde meydana gelen olaylar Türk milletinin her bakımdan büyükbir millet olduğunu göstermek için esaslı bir delil teşkil etmektedir. Türkkavimleri tarih sahnesine çıkalı hem devlet teşkilâtı hem disiplinli hayat veaskerî teşkilât bakımından en yüksek mertebeye ulaştıklarını daimagöstermişlerdir.
    Tarihî şartların icabı olarak Türk kavimlerinin bir kısmı göçebe olmakla beraber,ziraatla meşgul olarak yerleşik hayata geçip ticaret ve sanatla uğraşarak şehirlerdeyaşayan Türk zümrelerine de çok dönemlerde tesadüf edilmektedir. Bu bakımdanTürkler'in eski çağlarını yalnız''göçebe bir zümre'' sanmak doğru değildir.
    Eski Türkeli'nin büyük bir sahası bozkır olması itibariyle bura ahalisinin mühimbir kısmı tabiî şartlara uygun olarak göçebe hayatı geçirmek mecburiyetindekalmıştır. Türkler'in kurdukları gerek ''göçebe'' ve gerek "yerleşik”devletlerin, kuvvetli şahsiyetler ve mükemmel teşkilatlar sayesinde büyük faaliyetlergösterdiği, yerine ve sırasına göre hayatın her sahasında gayet verimli işler icraettiğini görüyoruz.
    Bu sebeple Türkler, büyük askeri devletler vücuda getirildiği gibi, ticaret, iktisatve kültür merkezleri yaratan gayet mühim Türk devletlerini veya zümrelerini tarihlerkaydetmektedir.

    TÜRK TURANTARİHİ DÜŞÜNCESİ
    Tarih boyunca birçok Türk devleti kurulmuş, bunların bazıları süper güç (cihandevleti) olarak dünyaya hükmetmiştir. Fakat hemen belirtelim ki, ayrı ayrı isimlertaşıyan bu devletler, aslında bir tek devletin, Türk Devleti'nin devamı idiler.Değişik adlarla anılmaları, kurucularının, hanedanlarının, beylerinin adlarınıdevlet adıyla bir tutmalarından ileri geliyordu. Bazen aynı dönemde birkaç Türkdevletinin bulunduğunu, hatta bunların birbirleriyle üstünlük kurma savaşıyaptıklarını da görüyoruz. Bu durum başka milletlerin tarihlerinde de görülür.Şu farkla ki, bu milletler zaman zaman varlıklarını devlet olarak koruyamadıklarıhalde, tarih boyunca en az bir bağımsız Türk devleti daima bulunmuştur.
    "Türk devletleri" deyimi için bu kısa açıklamadan sonra şuhususu da belirtmek isteriz:Türk devletlerinin sayısı Cumhurbaşkanlığı forsundasimgelenen Türk devletleri, belki Türk tarihinin en parlak yıldızları idi, amatarihimizin parlak yıldızları bunlardan ibaret değildir. Bu yıldızların ilki olarakgösterilen Asya Hun İmparatorluğu da şüphesiz ilk Türk devleti değildi. Fakatyakın zamana kadar yazılı belgeler bize Türk tarihini ancak Hun Türkleri'ndenbaşlatacak kadar bilgi vermektedir.
    Gerek İslâm öncesi, gerek zamanımıza kadar devam eden İslâmî devirde, değişikadlarla tarihte yer alan Türk devletlerinin sayısı 110'dan fazladır. Bunların 15'ibüyük hakanlık (imparatorluk), 38'i imparatorluk olmayan devlet, 34'i beylik, 4'üatabeylik, 17'si hanlıktır. Ayrıca 1918'den bu yana kurulan Türk cumhuriyetlerini desayıyoruz ki, bunların sonuncusu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'dir.
    Hakanlık, beylik, atabeylik, gibi devlet şekilleri başka milletlerde pekgörülmez. Başka milletlerin de buna benzer siyasî kuruluşları elbette vardır amabirçok bakımdan farklılık gösterirler.
    Türklerin birçok devleti ve çeşitli kavimleri hakimiyetleri altına alarak kurduklarıbüyük devletlere Hakanlık ya da kısaca İl veya El denirdi. İmparatorluk halinialmamış devletler de bazen yine "İl" veya "El" genel adıylaanılırdı.
    İmparatorluk haline gelmiş Türk devleti, meselâ Hun imparatorluğu, geniş coğrafîbölgeleri ve çeşitli toplulukları daha iyi yönetmek için "DoğuHakanlığı" ve "Batı Hakanlığı" olarak ikiye ayrılırdı.Teorik olarak en büyük hükümdar Doğu Türk Eli'ninHakanı idi ve Batı Türk Eli'nin hakanı ona tâbi olurdu. Her iki hakanlığınyönetiminde Türk olmayan milletler de vardı. Bu idarî bölünme Gök-Türk'lerde degörülür. M.Ö. 2. yüzyılda Asya Hun İmparatorluğu'nda Türk hâkimiyetine girenyabancı devletlerin sayısı 26, Attila zamanında (M.S. 5. yüzyıl) Batı Hunlarınabağlı çeşitli yabancı milletlerin sayısı ise 35 kadardı.
    "BEYLİK" ler, hakana tâbi idiler ama, sınırları belli bir araziyesahiptiler ve aslî unsuru Türkler oluştururdu. Kendi sınırları içinde tambağımsız idiler. Yalnız savaşlarda hakana yardım ederler, diğer zamanlarda da vergiverirlerdi: Karluk Beyliği, Tolunlular Beyliği, Saltuklu Beyliği, KaramanoğullarıBeyliği, Aydınoğulları Beyliği... vb. Bazen beylikler çok büyüyüp gelişir vehakanlık zayıflayıp çöktüğü zaman onun yerini alırdı. Meselâ bir Selçuk Bey,bir Osman Bey çıkar, kendi adları ile anılan beylikleri yine kendi adları ile anılanimparatorluklar haline getirirlerdi.
    "ATABEYLİK" de başka milletlerin tarihinde pek görülmez. Atabey,hükümdarların çocuklarını, küçük tiginleri, yani küçük prensleri eğiten, uzakbölgelere tecrübe kazanmaları için gönderilen bu hükümdar çocuklarınaöğretmenlik, naiplik yapan bilge kişilere verilen bir ünvandı. Bunlardan bazıları,özellikle merkeze uzak yerde olanlar, devlet zayıfladığı zaman bulundukları yerinidaresini kendi ellerine alır, bağımsızlıklarını ilan ederlerdi. MeselâTuğteğinliler ve Böriler Suriye Atabeyliği'ni, İl-Denizliler AzerbaycanAtabeyliği'ni kurmuşlardı.
    "HANLIK"lar daha çok Altın-Ordu devletinin dağılmasından sonra meydanaçıkmış siyasî yapılardı. Timur, Ozbekistan'ı aldıktan sonra Altın Ordu devletidağılmış ve Kıpçak bozkırlarında yaşayan, hanedana mensup yöneticiler arasındataht mücadelesi, hükümdarlık mücadelesi başlamış, mücadeleyi yapanlar ya dakazananlar, kendilerine, eski Türk devletinin hakanlarını temsil etmek için"Han" veya "Kağan" ; kurdukları devlete de "Hanlık"demişlerdir: Kazan Hanlığı, Özbek Hanlığı, Kırım Hanlığı, Buhara Hanlığı,Kaşgar-Turfan Hanlığı... gibi.
    Hun İmparatorluğu'ndan önce de Türk devletleri kurulmuş olduğu muhakkaktır, fakatbelge ve kaynak yetersizliğinden bunların varlığını ancak Asya Hunimparatorluğu'ndan itibaren takip edilebilmekteyiz.

    Serbest Kürsü | Görüntülenme: 6 | Tarih: 29.09.2009 | Değerlendirme: 0.0/0 | Comments (0)

    Bu kadari da olmaz.. 
    Istanbul'un gobeginde, sehir eskiyalari tarafindan tecavuze ugrayan sarisin bir bayanin icler acisi durumunu ve tecavuz aninin goruntuleri amator bir fotografci goruntulemeyi basarmis.. 
    Bir otoparkta gupegunduz yapilan tecavuzun goruntulerini ekte bulacaksiniz. Bu fotograflarda tecavuz sirasinda utanmadan kamereya poz veren bile var. 
    Yaziklar olsun, boyle zihniyete, nerede bu devlet.. Sarışın bayana bir Allahin kulu bile yardım etmiyor. Bakalim daha basimiza neler gelecek.. Yuh ki ne yuh... Hadi bakalım daha neler göreceğiz... 
    İşte kanıtıı 

     
     
    Serbest Kürsü | Görüntülenme: 8 | Tarih: 26.08.2009 | Değerlendirme: 4.5/2 | Comments (0)

    İnternetin ana dili İngilizce

    İnternetin ana dili İngilizce Resim, Fotoğraf, Görüntü, Forum.Vatan.TC


    Yapılan bir araştırmada, internetin ana dilinin İngilizce olduğu belirlendi. İngilizceyi, Çince ve İspanyolca izliyor.

    Miniwatt şirketinin, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği ve Nielsen Online araştırma şirketinin veri tabanından oluşturduğu listeye göre, bu yılın ilk çeyreği itibarıyla söz konusu üç dili Japonca, Fransızca, Portekizce, Almanca, Arapça, Rusça ve Kore dili takip ediyor.

    ABD nüfus idaresine göre dünyada 6 milyar 773 milyon kişi yaşıyor ve bu kişilerden yaklaşık 1,5 milyarı interneti en az bir kez kullanmış durumda.
    İnternet kullanıcıları en çok İngilizce konuşuyor. Kuzey Amerika ülkeleri ile İngiltere, internette İngilizce dili kullanımında doğal olarak önde geliyor ve İngilizce'nin istatistiklerde üst sırada yer almasını sağlıyor.

    Araştırmaya göre, tüm dünyadaki yaklaşık 1,5 milyar internet kullanıcısının dil dağılımı şöyle:

    Dil Başına İnternet Kullanıcısı Yüzdelik Pay 

    İngilizce 463,790,410 29,1
    Çince 321,361,613 20,1
    İspanyolca 130,775,144 8,2
    Japonca 94,000,000 5,9
    Fransızca 73,609,362 4,6
    Portekizce 72,555,800 4,5
    Almanca 65,243,673 4,1
    Arapça 41,396,600 2,6
    Rusça 38,000,000 2,4
    Korece 36,794,800 2,3
    Top 10 Dil 1,337,527,402 83,8
    Diğer diller 258,742,706 16,2
    Dünya Toplamı 1,596,270,108 100

    Serbest Kürsü | Görüntülenme: 7 | Tarih: 03.08.2009 | Değerlendirme: 0.0/0 | Comments (1)

    VAN (İHA) - Van'ın Erciş ilçesinde Karakoyunlu dönemine ait Kadem Paşa Hatun ve Haydar Baba türbelerinin çevresinde bulunan mezarlar define avcıları tarafından adeta harabeye çevrildi.
    Serbest Kürsü | Görüntülenme: 6 | Tarih: 26.07.2009 | Değerlendirme: 0.0/0 | Comments (0)

    Dosya, sanal ortamdaki verilerin, disk üzerinde saklanması için oluşturulan, belirli büyüklükteki veri yapısıdır. Bilgisayarın ikincil hafıza birimlerinde bulunur. Hafıza birimi üzerinde bir başlangıç adresi, ve bir de bitiş göstergesi (eof: end of file) vardır.

    Dosya diske yazılırken, başlangıç adresinden itibaren veriler sırayla eof karakterine kadar yazılır. Silme esnasında ise basitçe dosyanın başlangıç adresi yok edilerek dosyanın yeri kaybedilir. Bu yüzden ikincil hafızaya dosya yazmak, silmekten daha uzun sürer.


    Serbest Kürsü | Görüntülenme: 5 | Tarih: 22.07.2009 | Değerlendirme: 0.0/0 | Comments (0)

    Akdeniz Üniversitesince (AÜ) hazırlanan proje çerçevesinde atık araba lastikleri beton yol yapımında kullanılacak.

    Buna ilişkin ilk çalışma, Antalya'daki Necip Fazıl Caddesi'nde 150 metrelik alanda deneniyor.

    AÜ Çevre Mühendisliği Bölümünden Yardımcı Doçent Doktor Niyazi Demircan, AB ülkelerinde yapılan son yasal düzenlemelerle atık lastiklerin yakılmasının ve gömülmesinin yasaklandığını hatırlatarak, bu lastiklerin geri dönüşümü için projeler hazırlandığını belirtti.

    Kendisinin de İngiliz bir profesör arkadaşıyla atık lastiklerden beton üretilmesi üzerine konuştuklarını ve bu projeyi hayata geçirdiklerini anlatan Demircan, "bu proje sayesinde, hem atık lastikler doğaya zarar vermeden ortadan kalkacak, hem de maliyeti yüksek olan günümüz yol yapımı ucuzlayacak” dedi.
    Demircan, projenin aralarında İngiltere, Romanya, Türkiye'nin de bulunduğu 8 ülkeden toplam 12 ortakla yürütüldüğünü belirterek, bu ortaklar arasında, üniversitelerin ve belediyelerin yanı sıra bazı firmaların da yer aldığını söyledi.

    Türkiye'den projede AÜ ve Antalya Büyükşehir Belediyesinin bulunduğunu ifade eden Demircan, "2006 yılında AB fonlarından 3 yıllığına 1,5 milyon Avro'luk hibe alındı ve bu hibe 12 ortak arasında bazı kriterlere göre dağıtıldı. Projenin 4 ülkede uygulanmasına karar verilmişti. Güney Kıbrıs, İngiltere ve Romanya'nın ardından 4'üncü ülke de Türkiye. Diğer üç ülkede uygulandı ve son derece başarılı oldu” diye konuştu.

    Projede ana amacın, lastiklerin içerisinde yer alan ve yüzde 15'ini oluşturan tellerin bazı tekniklerle harçta kullanılarak, darbeye, ısı farkına ve aşınmaya daha dayanıklı hale getirilmiş beton elde etmek olduğunu anlatan Demircan, şunları söyledi:

    "Dünyada her yıl 1 milyar atık lastik açığa çıkıyor. Bunların dörtte biri AB ülkelerinde. Türkiye'de ise yılda 4 milyon atık lastik oluşuyor ve bunların yakılması halinde dumanı zararlı. Gömülmesi halinde ise kimi lastikler 100 yıla yakın bir zaman kaybolmayabiliyor. AB ülkelerinde de bu iki yöntemin yasaklandığını göz önüne alırsak, projenin önemini daha iyi vurgulamış oluruz. Bir lastiğin yüzde 15'lik kısmını kullanabiliyoruz. O kısım da lastik içerisindeki teller. Kauçuk kısımları da park düzenlemelerinde ya da bahçelerde kullanılabilir. Mesela İngilizler kiremit yerine kullanıyorlar. Bu da düşünülebilir.”

    Türkiye'de yol yapımında mevcut sistemle, 60 santimetre kalınlığında bir yapının kullanıldığını ve bu yapıda kum, çakıl ve çimentonun yer aldığını belirten Niyazi Demircan, "eskiden kalınlık 60 santimetreyi bulurken bu sistemle sadece 20 santimetre kalınlıkta asfalt yol yapımı tamamlanmış olacak. Önce beton dökülecek ve üzerine 5 santimetrelik asfalt atılacak. Böylece yapım tamamlanacak. Hem kullanılan asfalt, hem çimento azalacak, hem de kum ve çakıl kullanımı ortadan kalkacak. Aynı zamanda yüzde 15'lik bir maliyet azalması ve enerjiden yüzde 30'a varan tasarruf sağlayacak” dedi.

    Niyazi Demircan, asfaltın petrolden üretildiğini ve Türkiye'nin de bir petrol ülkesi olmadığının altını çizerek, bu projeyle birlikte daha ince bir asfalt tabakası kullanıldığı için ve ömrünün 30 ile 40 yıl arasında olması dolayısıyla ciddi bir tasarrufun yaşanacağını bildirdi.

    TÜRKİYE'DE İLK DEFA ANTALYA'DA DENENİYOR

    Yard. Doç. Dr. Demircan, proje uygulamasının Antalya'daki Necip Fazıl Caddesi'ndeki 150 metrelik alanda deneneceğini söyledi. Demircan, bunun 15 Temmuzda tamamlanmasının beklendiğini belirterek, yapım çalışması bittikten sonra gözlemlemeye başlayacaklarını bildirdi.

    Atık lastiklerden elde edilen betonun, bilinen betondan çok daha dayanıklı olduğunun altını çizen Demircan, bu betonun sadece yol çalışmalarında değil, betonun olduğu her alanda kullanılabileceğini belirtti. Demircan, bu tip betonun alt yapı çalışmaları tamamlanmış noktalarda yapılması gerektiğini anlatırken, şunları söyledi:

    "Bu beton alt yapısı tamamlanmış noktalarda kullanılmalı. Çünkü normal betondan daha dayanıklı olan bu betonun kırılması da daha zor olacaktır. Ya alt yapı çalışması bitmiş olmalı ya da alt yapı çalışmaları betonun dayanıklılığı göz önünde bulundurularak yapılmalı.”


    Serbest Kürsü | Görüntülenme: 9 | Tarih: 06.07.2009 | Değerlendirme: 4.0/1 | Comments (0)

    Komünist İdeoloji Her Yönden Kıskaca Alınmalıdır

    Komünistler, ideolojilerini hakim kılmak için her devirde karışıklık çıkarmışlar ve yoğun şekilde teröre başvurmuşlardır. Ülkemizde devam eden komünist bölücü terör, dünya üzerinde faaliyet gösteren illegal komünist örgütlerden yöntem ve taktik olarak hiçbir fark göstermemektedir. Bölücü örgüt, eli kanlı komünist liderlerin izinden gittiğini, bunlara hayranlık duyduğunu her türlü yayınlarında dile getirmektedir. Örgüt, kan dökmenin zorunluluk olduğuna inanan azılı militanlarına, 80`li yıllarda olduğu gibi sivil halka yönelik katliamlar yaptırmaya başlamıştır. Diğer taraftan, güvenlik güçlerimize, ordumuza yönelik saldırıların da son günlerde artarak devam ettiği endişe ile izlenmektedir.

    Komünizm, propagandayla çok hızlı yayılma istidadı gösteren bir idelojidir ve ancak yoğun karşı propagandayla sindirilip başı ezilebilir. Karşı propaganda ise öncelikle devlet eliyle yapılmalı, devlet saygınlığına yakışır bir üslupla bu konuda söz sahibi olabilecek her kurum ve kuruluş devreye sokulmalıdır.^ 

    Komünizmi besleyen ve taze kan sağlayan materyalist eğitimdir. Materyalizmi hayat felsefesi olarak benimseyen fertleri komünist ideallere ikna etmek çok daha kolay ve süratli olmaktadır. Bölücü örgütün temel stratejisi dindar olan doğu insanına dine saygılıymış gibi yaklaşmak, bir yandan da Darwinist-materyalist eğitim vermektir. Örgütün eli kanlı liderinin yazdığı kitaplar tümüyle evrimci izahlarla doludur. İslam`ı ise sadece kendi menfaatleri için bir aracı olarak kullanmaları gerektiğini düşünmekte, gerçekte ise dini reddetmektedirler.

    Terör örgütünü durdurmak ve ülke genelinde toplumsal birlik ve beraberliği sağlamak için öncelikli olarak terörü besleyen komünizmin temeli olan Darwinizm`in yerle bir edilmesi gereklidir. Çünkü Güneydoğu`da bölücü örgüt tarafından sürdürülen Darwinist propaganda örgüte yeni militanlar ve destekçiler kazandırmaktadır. 1980`li yıllarda doğan bebekler Darwinizm`in beslediği komünist ideoloji ile uyuşturulup, kandırılıp, bugün bölücü örgüt saflarında azılı birer militan haline gelmişlerdir. 

    Eğer Darwinizm ile yıllar önce mücadale edilse ve o yıllarda tedbir alınsaydı komünizm bugün tamamen yok edilmiş olacak, ideolojisi olmayan bir örgütün kendisine yandaş toplaması ve faaliyet göstermesi de mümkün olamayacaktı. Geçmişte yapılan bu hatadan artık dönülmeli, vatanına, bayrağına, dinine ve tarihine sahip çıkan bir nesil oluşturulması için eğitim sistemimiz ve politikalarımız yeniden gözden geçirilmelidir.

    Terör, Bölücü Komünist Örgütlerin Temel Yöntemidir

    Terör, temeli Darwinizm`e dayanan bölücü ideolojilerin hedefe ulaşmak için kullandığı etkin bir yöntemdir. Komünist liderler terörü vazgeçilmez bir silah olarak taraftarlarına tavsiye etmişlerdir. Bölücü terör örgütünün bütün yöntemleri komünist ideolog ve liderlerin tavsiyeleri doğrultusundadır. Bu liderlerden Lenin`in terör talimatları oldukça dikkat çekicidir:

    "Polisleri, askerleri, devlet memurlarını öldürmek, devlet kurumlarında yangınlar çıkartmak... Devletin hazinelerinden paraları almak... Devrimci komünist güçler yenilmez silahlı bir güç olarak ortaya çıkmalı, insanları öldürerek, bombalayarak, binaları havaya uçurarak korku yaymak ve bu şekilde toplumun üzerinde komünist diktatörlüğünü teşkil etmek iktidara ulaşmamızın önemli unsurlarındandır." ("Vladimir Lenin, Teorik ve Pratik Terör Hakkında", Homizuri G.P., Moskova 2005)

    Propogandacılar her grubu basit bomba formülleriyle donatmalılar... Gruplar derhal askeri eğitimlerine, operasyonlara katılarak başlamalılar. Bazıları bir casusun öldürülme işini veya BIR POLIS KARAKOLUNU BASMA GÖREVINI ÜSTLENMELI. Bir kısmı ise banka soymalı. (V. İ. Lenin, Collected Works, Moscow, Cilt 9 s. 346) 

    Sadece geniş halk kitleleriyle doğrudan bağlantılı olan bireysel terörist hareketler değer taşırlar. (V. İ. Lenin, Collected Works, Moskova, cilt 35, s. 238) 

    Eğer kitleler kendiliğinden ayağa kalkmazsa, hiçbir şey başaramayız. Spekülatörlere karşı terör uygulamadığımız -hemen oracıkta kafalarına bir kurşun sıkmadığımız- sürece hiçbir yere varamayız. (V.I. Lenin, Polnoye Sobraniye Soçineniy, Moskova, 1958-1966, cilt XXXV, s.311)

    Trotsky: ``Fakat ihtilal, ihtilalci sınıftan emrindeki bütün yöntemlerle gayesine varmasını talep eder; eğer gerekirse silahlı bir ayaklanma ile, eğer mecbur olursa terörizmle.`` (Ann Arbor, Leon Troçki, Terörizm ve Komünizm, University of Michigan, 1963, s. 58) 

    Bir Marksist-Leninistin, komünist ideolojinin gerektirdiği terörist eylemi yapması komünistleri adeta büyüler. Yapılan katliamları, bombalama eylemlerini ve şiddeti şeytani bir hazla ve takdirle karşılayıp hayranlık duyarlar. Bu sebeple Avrupa`daki ve dünyanın çeşitli yerlerindeki Darwinist-Marksist görüşlü insanların teröre karşı olması beklenemez. Bu Marksist felsefenin ruhuna-mantığına aykırı olur. Kınama mesajları, uyarmalar böyle kitleleri hiç ilgilendirmez. Darwinist-Marksistler teröristleri, -güya- ``feodalizme karşı savaşan, devrimci güçler`` olarak görürler. Teröristler, Ho Chi Minh gibi tarihe geçen kan dökücüleri saygı ile anarlar.

    Bölücü terör örgütü sadece askeri ve polisiye tedbirlerle yok edilemez. Bölücü örgüt yandaşlarının siyasi alanda önlerini kesmeye yönelik statejilerin ve buna benzer tedbirlerin çare olmadığını da aklı selim sahibi herkes artık anlamıştır. Diğer taraftan, Batı`nın devletimizle işbirliği yaparak bölücü terör örgütünü yok edeceğine ihtimal verenler de geçen yıllar boyunca ne denli yanıldıklarını anlamışlardır.

    Açık bir gerçektir ki, bölücü örgüt sinsi taktiklerle halkımızın içine ve zihnine nüfuz etmektedir. Halkın sempatisini kazanmak için her türlü yalana başvuran bu örgüt komünisttir ve yok edilmesi, ideolojisinin halk tarafından dışlanmasına bağlıdır. 

    Komünist bölücü terör örgütü, devletin zayıf düşeceği bir anı beklemekte, doğu insanını ayaklandırmak için fırsat kollamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti, Ortadoğu üzerinde oynanan oyunlarda sadece kendi derdiyle uğraşan aciz ve etkisiz bir duruma getirilmek istenmekte, bu sebeple büyük olayların ve karışıklıkların içine sürüklenmeye çalışılmaktadır.

    Milletimizi asırlar boyu birbirine kenetleyen manevi ve ulvi değerler göz ardı edilip, bunlara gereken önem verilmedikçe ülkemizin üzerinde kol gezen bölücü terör belasının yok edilemeyeceği anlaşılmalıdır. 

    Allah`a imanın, Peygamber sevgisinin, vatan aşkının olduğu yerde bölücü terör bir adım atamaz, geri çekilir, siner ve yok olur gider. Bu sebeple milletimizin anti-Darwinist, anti-komünist ve anti-materyalist eğitim alması son derece önemlidir. Bu eğitim milletimizin kimliğini tekrar kazanmasına ve şahlanmasına neden olacaktır.


    Atatürk`ün Komünizm Hakkındaki Uyarıları

    ``Komünizm, Türk Dünyası'nın en büyük düşmanıdır. Her görüldüğü yerde ezilmelidir.``

    Cumhuriyet tarihimiz boyunca komünizmi Türk Milleti`ne benimsetmek için türlü oyunlar oynanmış, -illegal yöntemler de dahil olmak üzere- bu yolda her şey denenmiştir. Bunlardan biri Atatürk`ü komünizm sempatizanı bir lider olarak gösterme çabasıdır. Oysa Atatürk komünizmi, Türkiye Cumhuriyeti için büyük tehdit ve tehlike olarak görmüştür. Atatürk`ün aşağıdaki ifadeleri bu gerçeğin tartışmasız delillerindendir.

    "Bugün Avrupa'nın doğusunda bütün uygarlıkları ve hatta bütün insanlığı tehdit eden yeni bir güç belirmiştir. Bütün maddi ve manevi imkanlarını topyekün bir şekilde, dünya ihtilali gayesi uğruna, seferber eden bu korkunç kuvvet, üstelik Avrupalılar ve Amerikalılarca henüz malum olmayan, yepyeni siyasal metodlar tatbik etmekte ve rakiplerinin en küçük hatalarından bile mükemmelen istifade etmesini bilmektedir. Avrupa'da çıkacak bir savaşın başlıca galibi ne İngiltere, ne Fransa, ne de Almanya'dır. Sadece bolşevizm (komünizm)dir. Rusya'nın yakın komşusu ve bu memleketle en çok savaşmış bir millet olarak biz Türkler, orada cereyan eden olayları yakından izliyor ve tehlikeyi bütün çıplaklığıyla görüyoruz. Uyanan Doğu milletlerinin düşünce yapılarını mükemmelen sömüren, onların milli ihtiraslarını okşayan ve kinleri tahrik etmesini bilen bolşevikler, yalnız Avrupa'yı değil, Asya'yı da tehdit eden başlıca kuvvet halini almışlardır." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. 3, s. 94-95) 

    "İçerden ve dışardan çeşitli maksatlarla bu akımın (komünizmin) memleketimiz içine girmekte olduğu ve buna karşı akla uygun tedbir alınmadığı takdirde milletin pek çok muhtaç olduğu birlik ve sükununu bozan durumların ortaya çıkması imkan dairesinde görülmüştür..." (31 Ekim 1920, SD, IV, s. 360-361) 

    ``Moskova'da oynanan oyun ise bir başka türlüdür. Stalin yalnız kendi gençliğine değil, dünya gençliğine komünistlik ideolojisini aşılamaya çalışıyor. Komünistlik propagandasının, fukarası ve cahili çok ülkelerde ne kolay taraftar topladığı ise ortada bir gerçektir...`` (Atatürk'ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti, Sabiha Gökçen, s.155) 

    Harun Yahya Külliyatı, milli birliğin tesisi ve ``Süper Güç Türkiye`` idealine ulaşılması yolunda -Allah`ın izniyle- önemli bir vesile olacaktır.

    Yazarın bugüne kadar kaleme aldığı kitaplarının sayısı yaklaşık 250`dir. Bu kitaplar 46.000 sayfa ve 31.500 resimden oluşmaktadır. Bunların 7.000 sayfa ve 6.000 resimlik bölümü Evrim Teorisinin çöküşünü konu almaktadır.


    Serbest Kürsü | Görüntülenme: 30 | Tarih: 19.05.2009 | Değerlendirme: 0.0/0 | Comments (0)

    Başkalarının gözleri önünde yok oldular. Medyaya malzeme oldular ama esrarları hala çözülemedi.

    Kenya'daki Rudolf Gölü'nün ortasında "Envitened Adası" bulunuyor. Yerel kabile "Dönüşü Olmayan Ada" diyor. Yerel halk bu adada yaşamıyor. Cünkü inançlarına göre ada lanetli bir yer. 

    İngiliz araştırmacı bilim kadını Vivian Fush 1935'te adayı incelemek üzere Kenya'ya gitti. Ekibinden iki kişi Martin Sheflis ve Bill Dayson adaya gittiler. 15 gün sonra hala dönmemiş olan iki araştımacıyı bulmak için adaya hareket eden bir kurtarma ekibi iki araştırmacıdan tek bir iz bile bulamadan döndü. 

    Yerel halk Fush'a bu adada yaşayn insanların da aynen bu şekilde bir gün aniden ana karaya gelmediklerini adaya gidenlerin ise tamamen terk edilmiş bir "hayalet köy"le karşılaştıklarını anlattılar. Adanın esrarı ise bugüne kadar çözülemedi. 

    Amerikan "History of Scientist" dergisinde de 30 Temmuz 1969'da Ontario'nun Picton kasabasında meydana gelen ve halen esrarını koruyan olaya geniş yer verildi. 30 Temmuz 1969'da 13 yaşında bir çocuğun güpegündüz arkadaşlarıyla meydanda top oynarken arkadaşlarının ve komşularının gözleri önünde yok olduğu anlatılıyor. Çocuk 2 gün sonra meydana yakın bir yerde yeniden ortaya çıktı. Tüm incelemelere rağmen çocuk bu 2 gün içinde ne olduğunu hiç hatırlayamadı. 

    Halen esrarını koruyan benzer bir olay ise "Betty ve Barney Hill Olayı". ABD'nin New Hampsire bölgesinde Whitfield kasabasında yaşayan çift Eylül 1961'de tatilden evlerine arabalarıyla dönerken yolda yok oldular. Çift arabayla bir kasabayı geçer geçmez parlak bir ışık gördüklerini hatırlıyorlar. Ancak yok oldukları yerden 20 kilometre uzakta 2 gün sonra ortaya çıktıklarında bu 2 gün içinde ne olduğunu ne yaptıklarını hiç hatırlamıyorlar. Üstelik onların arkalarında seyraden 2 araç Hill çiftinin araçlarıyla birlikte bir anda yok olduklarını doğruladılar. 

    Hill çiftini ve yok olduklarını gördüklerini söyleyenleri inceleyen doktorlar psikiyatri uzmanları ve hatta konuştukları astrofizikçiler bile tamamen sağlıklı olduklarını belgelediler. Ama olay esrarını hala koruyor. 

    Moskovalı Oksana Volkova'nın hikayesi de günlerce Rus medyasını meşgul etmişti. Bir kış günü akşam saat 18.00 sularında markete gitmek üzere evinden çıkan Oksana'nın alacakaranlıkta da olsa sokakta bulunan 10 kadar kişinin gözleri önünde yok olduğu anlatılıyor. Oksana üç gün sonra kendisini evinden 100 kilometre uzakta bulduğunu söylüyor. Ama oraya nasıl vardığını üç gün boyunca ne yaptığını bilmiyor. Beyin MR'ı çekildi testlerden geçirildi hipnozla konuşturuldu ama başından geçenler aydınlatılamadı. 

    Başkalarının gözleri önünde yok olan inasanlarla ilgili anlatılanlar genellikle kuşkuyla karşılanır. Aynen Bermuda Üçgeni hakkında anlatılanlar gibi. Ama "Şeytan Üçgeni" olarak da bilinen "Bermuda Üçgeni"nde yok olan Amerikan savaş uçakları ve gemilerin izine bugün hala rastlanamadı. Bir açıklama da getirilemedi. Uçakların gemilerin yok oluşunu bazı bilim adamları "oarada bir zaman kırılmasının ya da bir zaman fayının oluştuğu ve o anda orada bulunanların başka boyuta geçtikleri" şekilnde. Ne var ki bu tez da kanıtlanamıyor. 

    Ancak son zamanlarda Rus ve İsveçli bilim adamlarının ortaklaşa yürüttükleri çalışmaları "kuantum nakli" alanında ilginç sonuçlar verdi. "Kuantum nakli" ile biyolojik bir obje hakkındaki enformasyonun her mesafeye ani transferinin mümkün olduğunu keşfettiler. Deneyler sırasında fareler kullanıldı. Elde edilen sonuçlar hakkında sadece küçük bilgiler sızdı. 



    Bermuda Şeytan Üçgeni muamması hakkında


    İşte meşhur Bermuda Üçgeni. Bölgede başlı başına bir muamma olgusu söz konusu. Bölgede şimdiye kadar sayısını kimsenin bilmediği kadar fazla kayıp vakası yaşandı ve bunlardan geriye tek bir iz bile kalmadı. 

    http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/ga...0892&p=1&rid=2

    Bermuda Üçgeni ile ilgili şimdiye kadar onlarca film yapıldı onlarca kitap yazıldı. Bilim-kurgu yazarlarının sevdikleri bir konu oldu. 

    Bermuda Üçgeni'nin neden Mısır'daki piramitlere benzediği aralarında nasıl bir paralellik kurulabileceği tartışma konusu olmuştu. 

    Bölge uçaklar için tehlikeli olarak biliniyor. Bu yüzden çoğu kez böyle tasvir ediliyor. 

    Kimine göre bölgede aniden oluşan meteorolojik şartlar atmosferde büyük değişimlere yol açıp uçaklar için risk oluşturuyor. Kayıp uçakların esrarı böyle de açıklanmaya çalışıldı. 

    Kimine göre ise Bermuda Üçgeni'nde okyanusta dev girdaplar oluşup gemileri yutuyor. 

    Bir başka hipoteze göre bölge UFO'ların sıkça uğradığı bir yer. Uçakların kaybolması da buna bağlandı. 

    Amerikan Hava Kuvvetleri'ne ait beş savaş uçağı. 19 numaralı devriye uçuşu gerçekleştiren ekipten bir daha haber alınamadı. 

    Ünlü kaşif Kristof Kolomb'un bile tuttuğu günlüklerde bölgede gökyüzünde uçan tanımlanamaz cisimlerden bahsedildiği iddia edilmişti 



    Serbest Kürsü | Görüntülenme: 5 | Tarih: 12.05.2009 | Değerlendirme: 0.0/0 | Comments (0)

    Burçlar dört gruba ayrılmıştır: Ateş, toprak, hava ve su. Her grupta üç burç bulunur. Ateş: Koç, Aslan, Yay Toprak: Boğa, Başak, Oğlak Hava: İkizler, Terazi, Kova Su:Yengeç, Akrep, Balık Özellikleri; Ateşin özelliği enerjik, hevesli ve pozitif olmasıdır. Toprağın özelliği de pratik, sakin ve negatif olmasıdır. Havanın özelliği, konuşkan, akıllı ve pozitif olmasıdır. Suyun özelliği ise etkileyici, duygusal ve negatif olmasıdır. Ben aslan burcuyum ve ateş grubundayım, siz?
    Serbest Kürsü | Görüntülenme: 6 | Tarih: 12.05.2009 | Değerlendirme: 3.0/1 | Comments (0)

    KOVALAR ÖNE ÇIKACAK 

    Jüpiter Kova burcuna geçeceği için Kova’lar yırttı. Kendilerini geliştirecekler. Akılları vemantıklarıyla öne çıkacaklar. Bu yıl boyunca önlerine güzel fırsatlar çıkacak. 

    BALIKLAR SEFİL OLDULAR 

    2009’da en zorlanan burçlar Balıklar Başaklar Yaylar ve İkizler olacak. Stres içindeler.Hele Balıklar; 2007 Eylül ayından beri sefil oldular. Başları fena halde dertteydi. Hep şamar yediler. 2009’da da çok parlak görünmüyor durumları. Gelecek Kasım’dan sonra bir nebze toparlayacaklar. 

    BAŞAKLAR PARLAK DEĞİL 

    Daha iyi şeyler söylemek isterdim ama 2009’damükemmeliyetçi Başaklar da pek parlak durumda değiller. Satürn iki senedir Başak burcundaydı. Salladıonları. 2009’un 29 Ekim’in Terazi’ye geçecek biraz toparlayacaklar. 

    TERAZİLERİN YÖNÜ YOK 

    İki yıldır yönsüzler. Ama 2009’un Ekim ve Kasımaylarından sonra bir düzene girecekler. Tamamen farklı bir tempo başlayacak. Hayatlarına ilişkilerine evliliklerine ortaklıklarına bakışları değişecek. Her şeyi ciddi şekilde gözden geçirecekler. Aşkta şanslılar onu söyleyeyim. 

    KOÇLAR HIRSLANACAKLAR 

    Kariyerlerinde önemli gelişmeler olacak. Bir ölçüde üstlerinden baskı görebilecekler ama çok hırslı ve motive olacaklar. Grup çalışmalarında başarılı olabilirler. Ama 2010’da Uranüs Koç burcuna geçiyor. Ha o zaman ayrı bir rota başlıyor; hayatlarında köklü bir değişiklikolacak yeni rota çizecekler benden söylemesi. 

    BOĞALAR SAĞLAM İLERLİYOR 

    Boğalara gelince kariyer açısından iyi şeyler olacak. Ama ekstrem değişiklikler değil.Kariyerlerinde bir tanınma olabilir. Yavaş yavaş toplum önüne çıkabilirler yavaş amasağlam adımlarla ilerliyorlar. 

    İKİZLER 2 YILDIR PERİŞANDI 

    İyi haber bir süre daha zorlanacaklar ama 2009’un sonundan itibaren rahat edecekler. 2010’de tamamdır İkizler. Son 7 yıldır parlak değillerdi; son iki yıldır perişan oldular. Amatoparlıyorlar. Ekimden sonra streslerini atacaklar. 

    YENGEÇLER TRAVMAYA AÇIK 

    Yengeçlere gelince onlar da irite olmuş durumdalar. Özellikle Plüton Oğlak’a girince.Eskiden az gelirlerdi şu anda bütün danışanlarım neredeyse Oğlak ve Yengeç. İkili ilişkilerinde bir süredir sürekli yumruk yiyorlardı. Olgunlaşmaları ve sertleşmelerigerekiyor. Travmatik durumlara açıklar. Ortaklaşa konulara dikkat etmeliler. 

    ASLANLAR İYİ DURUMDA 

    Evlilik aşk açısından iyi durumdalar. 2005 - 2007 arasında çok yoruldular. Bu yıl toparlanmaya başlayacaklar. Özellikle de Ekim ayından sonra. 2010’dan sonra iyigidecekler. 

    YAYLAR ROTA ÇİZMELİ 

    2007 sonbaharından beri iş yükü ve başarılarında zorlanma vardı. Artık yeni bir çizmekzorundalar. Bunu Ekimden sonra yapacaklar. 2010’dan sonra özgürleşecekler 

    OĞLAKLARI MÜCADELE BEKLİYOR 

    Plüton oğlağa girdiği için oğlaklar büyük kişisel dönüşüm sürecine girdiler. Bu hem iyi hem kötü. Çünkü içlerindeki gücü ve iradeyi ortaya çıkarmak için mücadele etmelerigerekecek. Yorulacaklar. 2009’dan itibaren kariyerlerindeki sorumluluk artacak. Bir dostuyarısı: Ortaklık yatırım finans borç- alacak konularında önümüzdeki yıl dikkat etsinler. 

    AKREP GİZLİ İLİŞKİLERE DİKKAT ET 

    Akrepler 2009’da şanslı değiller. Ama şanssız da değiller. Her şey biraz onların olaylarınasıl toparlayacağına bağlı. 2009 Ekim ve Kasım aylarından sonra evliliklerindeilişkilerinde bir takım foyalar meydana çıkabilir. Gizli ilişkileri rahatsız edici olabilir.Kariyerleri dağılabilir. Dikkatli olmalılar. Kafaları karışacak gibi gözüküyor. 



    Serbest Kürsü | Görüntülenme: 6 | Tarih: 01.05.2009 | Değerlendirme: 0.0/0 | Comments (0)

    İlk önce doğum
    tarihinize denk gelen yemeği bulun sonra kişiliğinizi öğrenin.
    Ocak 1 - 9 ~ Musakka 
    Ocak 10 - 24 ~ Kuru Üstü Pilav 
    Ocak 25 - 31 ~ İmam Bayıldı 

    Şubat 1 - 5 ~ Kokareç 
    Şubat 6 - 14 ~ İşkembe 
    Şubat 5 - 21 ~ Köfte 
    Şubat 22 - 28 ~ Tantuni 

    Mart 1 - 12 ~ Suşi 
    Mart 13 - 15 ~ İmam Bayıldı 
    Mart 16 - 23 ~ Kuru ÜstÜ Pilav 
    Mart 24 - 31 ~ Kokoreç 

    Nisan 1 - 3 ~ İmam Bayıldı 
    Nisan 4 - 14 ~ Tantuni 
    Nisan 15 - 26 ~Kuru Üstü Pilav 
    Nisan 27 - 30 ~ Köfte 

    Mayıs 1 - 13 ~ Suşi 
    Mayıs 14 - 21 ~ İşkembe 
    Mayıs 22 - 31 ~ İmam Bayıldı 

    Haziran 1 - 3 ~ Kuru Üstü Pilav 
    Haziran 4 - 14 ~ Köfte 
    Haziran 15 - 20 ~ Musakka 
    Haziran 21 -24 ~ Suşi 
    Haziran 25 - 30 ~ Kokoreç 

    Temmuz 1 - 9 ~ Kuru Üstü Pilav 
    Temmuz 10 - 15 ~ Musakka 
    Temmuz 16 - 26 ~ İşkembe 
    Temmuz 27 - 31 ~ Kokoreç 

    Ağustos 1 - 15 ~ Suşi 
    Ağustos 16 - 25 ~ Kuru Üstü Pilav 
    Ağustos 26 - 31 ~ Köfte 

    Eylül 1 - 14 ~ İşkembe 
    Eylül 15 - 27~ Kokoreç 
    Eylül 28 - 30~ Musakka 

    Ekim 1 - 15 ~ Suşi 
    Ekim 16 - 27 ~ Köfte 
    Ekim 28 - 31 ~ Tantuni 

    Kasım 1 - 16 ~ İmam Bayıldı 
    Kasım 17 -30 ~ Kokoreç 

    Aralık 1 - 16 ~ Musakka 
    Aralık 17 - 25 ~ Suşi 
    Aralık 26 - 31 ~ İşkembe 

    İŞTE YEMEKLERİN ANLAMLARI 

    Musakka 

    Çekici ve popülersiniz. . Kolayca arkadaş edinebiliyorsunuz. . Kendinden emin tavırlarınızla grup içinde liderliğe yakışıyorsunuz. 

    Kokoreç 

    Utangaç ve sevimlisiniz. Tanımadığınız insanlarla konuşmayı sevmez ama arkadaşlarınızla herşeyi paylaşabilirsiniz. Arkadaş seçiminde oldukça dikkatlisiniz. Sevilen birisiniz. 

    Suşi 

    Yerinde duramayan birisiniz.Çok arkadaşınız var ve sosyal yaşamınız çok renkli. Dedikoduyu biraz seviyorsunuz. Sizi tanıyan sizin gibi biri daha olmadığını düşünüyor. Dikkat çekmeyi çok seviyorsunuz. 

    Tantuni

    Esrarengiz birisiniz. Ne zaman nasıl davranacağınız pek belli olmuyor. Çoğu şeyden ilk sizin haberiniz oluyor bu yüzden çok ilgi görüyorsunuz. 

    Kuru Üstü Pilav 

    Sessiz sakin ama çok zekisiniz. Dost canlısı sevilmeyi bekleyen tavırlarınız ilgi çekiyor.Küçük bir arkadaş grubu size yetiyor. Fazla popüler olmasanız da yakınlarının el üstünde tuttuğu birisiniz 

    İmam Bayıldı

    Siz lider olmak icin doğmuşsunuz.Sözünü dinleten dediğini yaptıran 
    birisiniz. Kararlı tavırlarınız çevrenizdekileri etkiliyor. İnsanların arkadaş olmak isteyebiliceği birisiniz. 
    Köfte 

    Uyumlu sıcakkanlı birisiniz. Size nasıl davranılmasını istiyorsanız siz de herkese öyle davranıyorsunuz. Sadık ve dürüstsünüz yapmacık insanlara ve dedikoduya karşısınız. 

    İşkembe 

    Çok hassas ve narinsiniz. Kolay aşık oluyorsunuz. Ne çok utangaç ne cok girişkensiniz.Arkadaş grubunuzda kırılmaması için kollanan birisiniz. 


    Serbest Kürsü | Görüntülenme: 7 | Tarih: 30.04.2009 | Değerlendirme: 5.0/1 | Comments (0)

    Eriyen gezegen HD 209458 b'nin bir yılı yalnızca üç buçuk Dünya gününe eşit. Bunun nedeni de gezegenin yörüngesinin yıldıza çok yakın olması. Bu gezegeni farklı kılansa, yörüngesinin yakınlığı nedeniyle gezegenin atmosferinin, etrafında döndüğü yıldızda oluşan fırtınalar nedeniyle giderek yok olması. Bilim adamları, gezegenin her saniyede 100 bin ton madde kaybettiğini tahmin ediyorlar. Yakında gezegenden geriye sadece ölü bir çekirdek kalacak. 


    Serbest Kürsü | Görüntülenme: 13 | Tarih: 30.04.2009 | Değerlendirme: 0.0/0 | Comments (0)

    Büyüyünce astronot olmak istiyordu. Ama büyüyünce bir canavara dönüştü.Her çocuk gibi büyüyünce ne olacağını düşünmüştü ve astronot olmaya karar vermişti. Ama büyüyünce canavara dönüştü. İşte son günlerde İngiltere'de gündeme oturan 'Yeşil Patika Sapığı'.Asıl adı Robert Napper ama polis kayıtlarında ve medyada 'Yeşil Patika Sapığı' olarak geçiyor. 1989'dan beri seri tecavüz ve cinayetleriyle adından söz ettiriyor



    Ama yakalanması için 15 yıl, seri katil olduğu anlaşılması için ise 20 yıl geçmesi gerekti. Bir anne ve kızını öldürmekten yakalanmıştı 15 yıl önce yakalanan Napper, Samantha Biseet (27) ve küçük kızı Jazmin'in (4) katili olarak yargılandı ve hapis cezasına çarptırıldı. Ancak ruhsal sorunlar yaşadığı belirlenince hapishane yerine, yüksek güvenlikli bir hastaneye yerleştirildi



    Kurbanları genellikle çocuklu genç sarışın kadınlar Napper bu iki cinayeti de itiraf etti ve aslında 'Yeşil Patika Sapığı' oluğunu da açıkladı. 'Yeşil Patika Sapığı'nın dosyasında tam 86 kadına saldırılar, tecavüz ve cinayetler yer alıyor. Kurbanları ise genellikle sarışın, genç anneler ve bazen çocukları... Dün mahkeme önüne çıkarılan Napper, ömür boyu hapse mahkum edildi ve hastane yerine cezaevine nakledilmesine karar verildi.

    'Karındeşen Jack'tan sonra İngiltere bir sapığı daha konuşuyor. Napper'ın hikayesi şimdi İngiliz gazetelerinde yayımlanıyor. İçine kapalı, çekingen bir çocuk olarak tarif edilen Napper'in her şeye rağmen garip davranışlarının 10 yaşlarında ortaya çıktığı, kendisinden sadece 1 yaş büyük ablasını soyunurken ya da banyodayken gizlice gözlediği anlaşılınca doktora götürüldüğünü anlatan annesi 'Astronot olmak istiyordu. Ama her şey 10 yaşındayken değişmeye başladı

    Tuhaf bir çocuktu. Doktora götürdük ve 11 ay tedavi gördü. Eve döndüğünde sadece 'Doktorlar deli olduğumu söyledi' demekle yetindi. 12 yaşındayken iki okul arkadaşının tecavüzüne uğradı. Ondan sonra şizofreni teşhisi konuldu' dedi. Polisin nasıl olup da yakalayamadığı sorgulanıyor Ama İngiltere'de asıl sorulan soru 'Bunca cinayet, tecavüz ve saldırıya rağmen polisin Napper'ı nasıl zamanında yakalayamadığı' 


    Serbest Kürsü | Görüntülenme: 13 | Tarih: 30.04.2009 | Değerlendirme: 0.0/0 | Comments (0)

    Mars’ta bir zamanlar hayat olabileceğini kanıtlayacak izler bulunmaya devam ediliyor.



    Amerikalı bilim adamları, Mars’ta bir zamanlar hayatı destekleyebilecek bir su kaynağı bulunduğunu kanıtlayacak mineral buldu.

    Gezegenin yörüngesinde uçan Mars Keşif aracı "Orbiter"ın çektiği Mars fotoğraflarında, Nili Fossae bölgesindeki kayalıklarda karbonat izleri tespit edildi. Karbonat saf veya alkalin suda oluşuyor. Brown Üniversitesi bilim adamlarından Bethany Ehlmann, "Bu çok heyecan verici. Mars’ta gerçekten ılıman ve yaşam için uygun ortam varmış" dedi. 

    Serbest Kürsü | Görüntülenme: 14 | Tarih: 30.04.2009 | Değerlendirme: 0.0/0 | Comments (0)

    Rusya'nın Azerbaycan'dan kiraladığı Gebele radar üssünün ortak kullanımıyla ilgili ABD'ye yaptığı öneriyi geri çekmediği ve teklifin halen geçerliliğini koruduğu bildirildi.

    Azerbaycan devlet haber ajansı Azertac'ın haberine göre, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Andrey Denisov Moskova'da düzenlediği basın toplantısında, ABD'deki yeni yönetimin çeşitli nedenlerden dolayı (füze savunma sistemini kuracağı) üçüncü bölgenin belirlenmesi konusunda ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacağını savunarak, "Bu konuda biz ABD yünetimine baskı yapmıyoruz. ABD'nin kendi bileceği bir konudur” diye konuştu.

    ABD'deki yeni yönetimin Gebele üssünün ortak kullanımı önerisini daha ciddi şekilde değerlendireceğinden, konuyu küresel istikrar ve güvenlik açısından ele alacağından ümitli olduğunu ifade eden Denisov, füze savunma sistemi kurulması konusunda en iyisinin kendi önerileri olduğunun da açıkça görüldüğünü söyledi.

    Denisov, bu konuya Azerbaycan yönetiminin yaklaşımının da olumlu olduğunu kaydetti 

    Serbest Kürsü | Görüntülenme: 13 | Tarih: 30.04.2009 | Değerlendirme: 0.0/0 | Comments (0)

    1-20 21-25
    Translate Site
    Giriş Formu
    E-posta:
    Şifre:

    Özel Menü
    Arama
    Dosyalar
    [22.11.2009][Dosyalarımız]
    Ezan Vkti Programı (0)
    [19.11.2009][Dosyalarımız]
    Osmanlı Padişahları (0)
    [18.11.2009][Dosyalarımız]
    Türk Lehçeleri Çeşitli Programlar (0)
    [18.11.2009][Oyun]
    Counter Strike 1.6 indir (0)
    [18.11.2009][Grafik-Resim]
    Çizgi Film Yapma Programı (0)
    [18.11.2009][Ses- Video]
    ProShow Gold Slayt Yapma Programı (0)
    [18.11.2009][Oyun]
    Fifa 2010 indir (0)
    Fotoğraflar
    Web Haberler
    [20.11.2009][Genç Mevtoo özel]
    Çeçençe-Kiğil Klavye (0)
    [18.11.2009][Genç Mevtoo özel]
    Osmanlıca Kavye (0)
    [18.11.2009][Özel Günlükler]
    Alfabeler,Diller,/Languanges,Alphabets (0)
    [15.11.2009][Genç Mevtoo özel]
    Sözlük Yurdu (0)
    [15.11.2009][Genç Mevtoo özel]
    Türkçe-Osmanlıca,Tatarca,Kürtçe,İngilizce Sözlük (0)
    Kayıtlı Siteler
    [18.11.2009][Edebiyat]
    Türk Alfabesi (0)
    [13.08.2009][İnternet Servisleri]
    Bedava Hizmetler III (0)
    [13.08.2009][İnternet Servisleri]
    Bedava Hizmetler II (0)
    [13.08.2009][İnternet Servisleri]
    Bedava Hizmetler (0)
    [13.08.2009][Arama Motorları]
    Arama Motorları III (0)
    Reklamlar
    Genç Mevtoo Alt Menüsü
    Html Editörü Online Yansı Yapımcı RSS Pdf Format Çevirici Online Resim Düzenleme Online Belge Oluşturma Hava Durumu Ünlüler Ansiklopedisi Belgesel Videolar Müzik Klipler İlahiler Spor Videoları Resimli Şiirler A'dan Z'ye Müzik Arşivi Ansiklopedi Konuları Hat Sanatı Camiler Fotoğraf Galerisi İslam Peygamberler Dinler Esmaü'l Hüsna Tarih Elemanlarımız Temalar Cümle Çevirici Arama Kadınca Diller-Alfabeler Türk Devletleri Türk Dünya Dil-Alfabeleri İslami Kavramlar 4Shared Dosyalarımız Gencmevtoo Hizmetleri Güzeller Resimli Şiirler2 Aşk Şiirleri E-Kartlar İkonlar Arkaplanlar Animasyonlar Kur'an-ı Kerim Dinle Online Müzik Dinle İlmihal Messenger Aç Haritalar Radyo Televizyon Türkçesi Varken Yasak Siteler Listesi E-Posta
    Made in Türkiye © 2009